Tıp Neden Kadınların İhtiyaçlarını Yok Sayıyor?


“Tıpta kadınlar yokmuş gibi davrandık.”

Guardian’a yazan Anna Moore’un haberine göre, Sex Matters (Cinsiyet Önemlidir) kitabının yazarı Dr. Alyson McGregor, kitabında kadın ve erkek bedeninin daha hücresel düzeyde birbirinden farklı olmasına rağmen kadınların erkeklerle aynı tedavi edildiğini, erkeklerde işe yarayan ilaçların kadınlar için faydasız, hatta tehlikeli olduğunu söylüyor.

15 sene önce, kadınların kalp krizi sendromlarının erkeklerden farklı olduğu ortaya çıktığında, kadın sağlığı üzerine çalışmaya karar verir McGregor. Uzmanlık alanı sorulup da ‘kadın sağlığını seviyorum’ dediğinde ‘jinekolog’ olmak istediği sanılır. “Şimdi buna gülüp geçiyorum,’ diyor McGregor. Ancak daha o zaman kadın sağlığının sadece üreme sağlığı olduğunun düşünüldüğünü fark eder. Sanki kadınlar ‘memeli ve tüpleri olan’ erkeklerdir. Ancak o kadın sağlığı derken, kadının bütün olarak sağlığından bahsediyor. Dişi kromozomları her hücrede mevcut ve bedensel işlevlerin tamamını etkiliyor. Bu farkların -hormonlarda, dokularda, sistemlerde ve yapılarda- bütün hastalıkları ve tedavi biçimlerini nasıl etkilediğini görmek ister. Kardiyovasküler hastalıklardan başlar.

Kitabında McGregor, günümüzde ilaçların hangi açılardan kadınları erkeklerden farklı etkilediğini listeliyor. Kadınlar ilaçlara erkeklerden farklı yanıt verir, bazı ilaçlar regl döngüsünün farklı noktalarında bedende daha uzun süre kalır veya tehlikeli seviyelere düşer.

Cinsiyet Önemlidir kitabı işte bu araştırmanın bir sonucu. Mesajı kadınların bedenlerinin erkeklerin bedenlerinden hücresel düzeyde farklı olması, ancak buna rağmen tıbbi modelimiz sadece erkek hücreleri, erkek hayvanlar ve erkek insanlar üzerine yapılan araştırmalardan elde edilen bilgilere dayanıyor. McGill Üniversitesi’nden Jeffrey S. Mogil, ağrı araştırmalarında bu durumun sonuçlarını henüz yayımlanan araştırmasında ele alıyor. McGregor, bunun nedeninin, organize tıbbi araştırmaların ilk yıllarında çocuk doğurabilecek yaşa gelen kadınların deneylerin dışında bırakılması olduğunu söylüyor, cinsiyet farkı bu alanda böylece resmin dışına itiliyor. McGregor’a göre, bunun nedeni sözde onları ‘korumak’ olsa da regl döngüsü, hormonal değişimler gibi sinir bozucu değişkenleri dışarıda bırakmak aslında tıp ve ilaç endüstrisi için daha hızlı, kolay ve ucuzdu. Kitabında McGregor, günümüzde ilaçların hangi açılardan kadınları erkeklerden farklı etkilediğini listeliyor. Kadınlar ilaçlara erkeklerden farklı yanıt verir, bazı ilaçlar regl döngüsünün farklı noktalarında bedende daha uzun süre kalır veya tehlikeli seviyelere düşer. McGregor muadil ilaçlarda yaygın olarak kullanılan katkı maddelerinin de -ki genelde sadece sağlıklı erkeklerde iki hafta test edilirler- biyo-elverişliliği -ilacın ne kadarının bedene ulaşacağı- nasıl etkilediğini gösteriyor. Kadınlarda bu %24 oranında değişim gösterebiliyor. Bilhassa korkutucu bir örnek, ilaçların QT’ye -iki kalp atışı arasındaki zaman- etkisi. Kadınlarda bu zaman aralığı erkeklere nazaran zaten daha uzundur -erkeklerde ergenlikte yaşanan testesteron artışından ötürü. Çoğu ağrı kesicinin, antidepresanın, antihistaminin antibiyotiğin yan etkilerinden biri QT oranını artırması. Birkaç ilaç kullanan kadınlarda -ki kadınlarda birden fazla ilaç kullanma ihtimali daha fazladır-, bu risklerin böylece artması, aritmiden ani kalp durmasına kadar pek çok sonuca neden olabilir.


Covid-19 ve cinsiyet farkı

Covid-19 hastalığının da erkek ve kadınları farklı etkilediği görüldü. ABD ve Britanya gibi pek çok ülke cinsiyet farkını göz önünde bulunduran bilgiler yayımlamakta geç kalmış olsa da, bu bilgilere sahip olduğumuz vakalar, hastalığın erkeklerde kadınlara nazaran iki kat daha öldürücü olduğunu öne sürüyor. Britanya’da, 4000 vaka üzerine yapılan araştırmada, aynı oran görülüyor. New York Hastanesi’nden elde edilen verilen, erkeklerin %61 oranında daha fazla öldüğünü gösteriyor. Çin gibi ülkelerde daha ziyade toplumsal cinsiyete ilişkin farkların, mesela erkeklerin daha fazla sigara içmesinin, bunda etkili olduğu düşünülse de biyolojik farklar da bu resmin nedenlerinden biri. Östrojen bağışıklık sistemini destekler, kadınların iki X kromozomuna sahip olması da bunda etkili olabilir. X kromozomunda daha yoğun bağışıklıkla ilişkili genler bulunur. (Erkekler Sars ve Mers’ten de kadınlara nazaran daha ağır etkilenmişti).

Mesela Covid tedavisi için denenen ‘hydroxychloroquine”in de QT aralığını artırma gibi bir yan etkisi var. “Biyolojik cinsiyeti dişi olanlara reçete edildiğinde öncelikle QT oranlarının ölçülmesi lazım ama bu tartışma konusu bile değil” diyor McGregor.

“Ülkelere Covid-19 verilerini cinsiyete göre toplamaları çağrısında bulunuyorum,” diyor McGregor ve ekliyor, ” H1N1 [domuz gribi] salgınında, cinsiyet farklarına bakana kadar hamile kadınların hastalığa bağlı komplikasyonlar yaşamaya oldukça yatkın olduğunu bilmiyorduk. Bu bilgiyle, daha iyi tedavi opsiyonlarına sahip oluruz. Hala bunun yapıldığını görmüyorum.”

Mesela Covid tedavisi için denenen ‘hydroxychloroquine”in de QT aralığını artırma gibi bir yan etkisi var. “Biyolojik cinsiyeti dişi olanlara reçete edildiğinde öncelikle QT oranlarının ölçülmesi lazım ama bu tartışma konusu bile değil” diyor McGregor. Ona göre, Covid aşısı bulma yarışı içinde, standart araştırma protokollerini kullanmak -erkek hücreleri, erkek hayvanlar, deneylerin cinsiyet farkını gözetmeyen analizleri- tehlikeli boşluklar yaratabilir.


Kalp sağlığı bilhassa erkek egemen bir alan

Britanya’da bir kadının kalp krizi halinde ilkin yanlış teşhis edilme ihtimali bir erkeğe nazaran %50 daha fazla. Doğru teşhisten sonra bile doğru tedaviye erişme ihtimali yine az. Bunun nedenlerinden biri kadınlarda semptomların erkeği-merkezine alan modellere her zaman uymaması. Kalp sağlığı bilhassa erkek egemen bir alan.

Britanya Sağlık Derneği’nde çalışan, kalp hastalıkları alanında uzmanlaşmış kıdemli bir hemşire. “Kalp sağlığı erkek-odaklıdır,” diyor. “Erkekler tarafından erkekler üzerine yapılmış araştırmaları kullanarak tedaviler geliştirir. Daha yeni yeni farklı fizyolojileri anlamaya başlıyoruz. Yürüttüğümüz kampanyanın bir ayağı da daha çok kadının deneylere katılması, ayrıca daha fazla kadını kardiyolog olmaya teşvik ediyoruz.”

Britanya’da bir kadının kalp krizi halinde ilkin yanış teşhis edilme ihtimali bir erkeğe nazaran %50 daha fazla. Doğru teşhisten sonra bile doğru tedaviye erişme ihtimali yine az. Bunun nedenlerinden biri kadınlarda semptomların erkeği-merkezine alan modellere her zaman uymaması. Kalp sağlığı bilhassa böyle erkek-merkezli bir alan.

Yine hastalıklara karşı etkin bir biçimde mücadele etmelerini sağlayan kadınların XX kromozomları aynı zamanda agresif bağışıklık yanıtlarına da neden oluyor, oto-immün hastalıklarda bedene karşı da çalışabiliyor. Lupus, osteoartrit gibi oto-immün hastalıklar kadınlarda daha fazla görülüyor. Ancak bu durumlarda kadınlara erkeklere nazaran daha fazla fiziksel değil psikiyatrik teşhis konuyor (kalp krizi yerine panik atak). Yine IBS -irritabl bağırsak sendromu- halinde röntgen çekmek yerine yaşam tarzlarını değiştirmeleri gerektiği kadınlara erkeklerden daha çok söyleniyor. Endometriosis gibi ‘kadın hastalıklarında’ kadınlara genelde çektikleri acının ‘normal’ olduğu söyleniyor. (Britanya’da, endometriosis teşhisi almak için ortalama 7.5 yıl geçiyor, teşhis konduğunda bile, bu güçten düşüren hastalığın çok az etkin tedavisi var).

London College Üniversitesi, Klinik Sağlık Psikolojisi bölümünden Dr Amanda Williams, kadınlarda ağrının ciddiye alınmadığına katılıyor. “Hasta araştırmaları bunu gösteriyor,” diyor. “Kadınlara daha az ağrı kesici veriliyor. Bir erkek biraz ağrım var dese, aslında çok acı çektiğini düşünüyoruz ama bir kadın çok acı çektiğini söylediğinde, aslında az ağrısı olduğunu, sadece endişelendiğini düşünüyoruz.”

Endometriosis gibi ‘kadın hastalıklarında’ kadınlara genelde çektikleri acının ‘normal’ olduğu söyleniyor. Britanya’da, endometriosis teşhisi almak için ortalama 7.5 yıl geçiyor, teşhis konduğunda bile, bu güçten düşüren hastalığın çok az etkin tedavisi var.

Bu durumun ve kadınlara dönük olan bu bilgi ve ilgi eksikliğinin son zamanlarda değişmeye başladığına işaret eden McGregor, “yukarıdan aşağı bir değişim bekleyemeyiz bu konuda, mevzu çok büyük,” diyor. “Geçmiş deneyimlere bakarsanız, kadınların üreme sağlığının ciddiye alınması tabandan gelen muazzam çabalar gerektirdi.”


 

 

Öznur Karakaş
Boğaziçi Üniversitesi Mütercim Tercümanlık bölümünde lisans eğitimini tamamladı. Galatasaray Üniversitesi, ardından da Toulouse Jean-Jaures ve Prag Karlova Üniversite'lerinde felsefe yüksek lisans eğitimi aldıktan sonra Universitat Oberta de Catalunya'da Bilgi ve Enformasyon Toplumu doktora programına bağlı Disiplinlerarası İnternet Araştırmaları grubunda doktorasını tamamladı. Çeşitli mecralarda yazıları ve çevirileri bulunan Karakaş, dergimizin bilim, yaşam ve İngilizce içerik editörlüğünü yapmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Son Yazılar

Göçebe Filozof: Rosi Braidotti ile Söyleşi

Kathleen O'Grady'nin yeni materyalizmin kurucularından, feminist insan-sonrası kuramcısı Rosi Braidotti ile söyleşisini, İnsan-Sonrası ve Göçebe Özneler kitaplarını Türkçe'ye kazandıran...

Çocuklukta Travma Biyolojik Yaşlanmayı Hızlandırıyor

Yaşamının ilk yıllarında travmaya maruz kalan çocukların biyolojik olarak daha hızla yaşlandığı görüldü. Ergenliğin ilk zamanlarda yaşanan travmanın hücresel...

Öğünlerin Zamanlaması Metabolizmanın Sağlığını Etkiliyor

Bedenimizde bulunan hücrelerin hemen hemen hepsinin 24 saatlik bir saati vardır. Pennsylvanya Üniversitesi Perelman Tıp Fakültesi’nde yapılan bir araştırmaya...

Terrabayt Pazar Sohbetleri – Normal İnsanlar

Bu hafta, Hulu tarafından diziye uyarlanan Sally Rooney'nin Normal İnsanlar isimli kitabını konuştuk. "Yerinde bir tabirle başkalaşım adı verilen, zihin...

“Madde hisseder, konuşur, acı çeker, arzular, özler ve anımsar”: Karen Barad ile Röportaj Bölüm 2

S4: Her ne kadar “toplumsal cinsiyet” teriminin cinsiyet çalışmaları alanının tartışmasız temeli olduğu düşünülse de, söz konusu terimin...

Madde Hisseder, Konuşur, Acı Çeker, Arzular, Özler ve Anımsar: Karen Barad ile Röportaj [1]

Soru: “Yeni materyalizm,” terim olarak 1990’lı yılların ikinci yarısında Manuel DeLanda ve Rosi Braidotti tarafından ortaya atıldı. Yeni materyalizm,...

En Çok Okunanlar

Covid-19: Gerekçesiz Bir Acil Durumun Yarattığı İstisna Hali

Varsayımsal bir koronavirüs salgınına karşı alınan hummalı, irrasyonel ve...

Žižek: Koronavirüsü Karar Vermeye Zorluyor: Ya Küresel Komünizm Ya Orman Kanunları

Koronavirüsü paniği yayıldıkça, artık nihai bir seçim yapmamız gerekiyor:...

Yapay Zeka Covid-19 Teşhisinde Kullanılıyor

Zhongnan Hastanesi'nin radyoloji bölümünde yürütülen bir deneyde, personel bir...

Bunları da beğenebilirsinHep güncel
Popüler