Kekelemenin Yeni Keşfedilen Sinirbilimsel Nedenleri


Dünya üzerinde 70 milyonun üzerinde kişi kekeliyor. Pekala kekelemenin nedenini hiç merak ettiniz mi?

Önceleri terapistler kekelemeyi, dilde ve gırtlakta sorunlara, kaygıya, travmaya bağlamışlardı. Ancak bunun nörolojik bir sorundan kaynaklanabileceği de düşünülmedi değil. 1991 yılında, buna dair ilk kanıtlar elde edildi. Bir araştırma, kekeleyenlerin beyinlerinde kan dolaşımının farklı olduğunu saptadı. Daha sonra yapılan araştırmalar da kekelemenin nörolojik bir sorun olduğunu kanıtlamaya devam etti.

Michigan Üniversitesi’nden J. Scott Yaruss, “Sinirbilimciler kekeleyen insanların beyinlerinde bazı ufak farklar tespit etmişti ama bunlar kekelemenin nedeni mi sonucu bundan emin olamıyorduk. Genetik bilimciler kişinin kekelemeye meylini artıran belli genlerde varyasyonlar tespit ediyordu, ama yakın zamanda bunların beyin anatomisiyle olan ilişkisi daha da aşikar bir hal aldı,” diyor.

Michigan Üniversitesi’nden konuşma-dil patolojisi uzmanı ve sinirbilimci Soo-Eun Chang, “sorun beynin bir kısmıyla bağlantılı değil. Daha ziyade farklı kısımlar arasındaki bağlantılarda,” diyor. Kekeleyen insanlarda, beynin sol yarımküresinde işitmeden ve konuşmaya sebebiyet veren hareketlerden sorumlu olan alanlar arasındaki bağlantılar biraz daha zayıf. Ayrıca beynin sağ ve sol yarımkürelerini birbirine ağlayan corpus callosum’da da yapısal farklar mevcut.

Kekeleme beynin farklı bölgeleri arasındaki bağlantıda görülen gecikmeden mi kaynaklanıyor?

Bu bulgular ışığında, kekelemenin, beynin bölgeleri arasında iletişimde yaşanan gecikmelerden kaynaklanabileceği düşünülüyor. Chang’a göre, konuşma çok süratli bir biçimde koordine edilmesi gerektiğinden böylesi gecikmelerden etkilenmesi çok muhtemel.

Chang ayrıca kekeleyen çocukların neden %80’inin bu sorunu aştığını ve geri kalan %20’nin kekelemeye devam ettiğini de merak ediyor. Kekeleme genelde çocuklar ilk defa 2 yaş civarında basit cümleler kurmaya başladığında gözlemleniyor. Chang’in ekibi, 2017 yılında, bu sorunu aşan çocuklarda, işitme ve konuşma ile ilgili bölgeler arasındaki bağlantıların zamanla güçlendiğini buldu. Kekelemeye devam eden çocuklarda ise bu bağlantılar arasındaki kopukluk devam ediyor.

Başka bir araştırmada, Chang ve ekibi, kan dolaşımı üzerinden, beynin farklı bölgelerinin nasıl eş zamanlı çalıştığını inceledi. Kekeleme ile default mod ağı denilen bir sinir ağı arasında bağlantı olduğu görüldü. Bu ağ, geçmiş ve gelecek eylemler üzerine düşünmekle ve hayal kurmakla bağlantılandırılıyor. Kekeleyen çocuklarda, bu ağın konsantrasyondan ve hareket oluşturmadan sorumlu ağlar arasındaki iletişime dahil olduğu görüldü. Bunun da konuşmayı yavaşlatabileceği düşünülüyor.

Bunun genlerle bağlantısı olabileceği düşünülüyordu. Buna dair gözlemler olsa da ilgili genleri bulmak zaman aldı: kekeleme, kan grubu veya çil gibi basit örüntülerle aktarılmıyor. Dennis Drayna ve ve ekibi, dört gende görülen mutasyonların kekelemeyle ilgili olduğunu tespit etti GNPTAB, GNTG ve NAGPA ve AP4E1. İşin tuhafı, bu genlerin hiçbirinin konuşmayla bariz bir ilgisinin olmaması. Bu genler daha ziyade lizozomlara hücresel malzeme taşınmasıyla ilgili. Bunun üzerine, farelerde GNPTAB mutasyonunu aktive eden eden araştırmacılar, bunun hayvanların ses çıkarma kabiliyetini etkileyip etkilemediğini inceledi. Farelerin çıkardığı ultrasonik sesleri inceleyen ekip, insanlarda kekelemeyi andıran sonuçlar elde etti. “Seslerin akışında boşluklar ve duraksamalar vardı,” diyor Drayna. Bu hayvanlarda corpus callosum’da astrosit denilen hücrelerin daha az olduğunu buldular. Astrositler sinirsel etkinliklerin sağlanması için mühim görevler üstlenirler. Astrositin sayısındaki azlığın beynin iki yarı küresi arasındaki iletişimi, sadece konuşmada fark edilecek kadar etkilemiş olabileceği düşünülüyor.

Drayna’nın bu çalışmasının alanında ilk olduğu düşünülüyor.

Dopamin fazlası kekelemeye neden oluyor olabilir mi?

Kaliforniya Üniversitesi’nde psikiyatrist olarak çalışan Gerald Maguire ise kekelemenin, dopaminle bağlantılı olabileceğini düşünüyor. 1990’larda, pozitron emisyonu tomografisinde, kekeleyen insanların beyinlerde dopamin etkinliğinin çok fazla olduğu tespit edilmişti. Bu dopamin fazlalığının, Chang ve diğerlerinin kekelemeyle bağlantılandırdığı beyin bölgelerinin bazılarında etkinliğin önünü tıkayabileceği düşünülüyor. 2009 yılında yapılan bir araştırmada da belli bir D2 reseptör geni -dolaylı yoldan dopamin etkinliğini artırır- olan kişilerde  kekeleme ihtimalinin daha fazla olduğunu buldu. Bu yüzden Maguire risperidone, olanzapine ve lurasidone gibi dopamin bloklayan anti-psikotikler üzerine klinik araştırmalar yaptı. Bu araştırmalarda bu anti-psikotik ilaçların kekelemeyi tamamen ortadan kaldırmasa da tedavi ettiği görüldü. Ancak bu ilaçların kekeleme tedavisinde kullanılması ABD’de Gıda ve İlaç İdaresi tarafından onaylanmış değil. Ayrıca kilo alma, kas tutulması gibi istenmeyen yan etkileri de var. Maguire, bu sorun karşısında D1 reseptörüne etkiyen ecopipam isimli bir ilaç geliştirdi. Bu ilacın söz konusu yan etkilerin bazılarını ortadan kaldıracağına inanıyor. Gerçekleştirdikleri küçük ölçekli bir araştırmada, ecopipam kullanan kişilerin daha az kekelediği görüldü. Chang’in ekibi ise konuşma esnasında beynin belli bölgelerinin uyarılmasının konuşmanın akıcılığını artırabileceğine inanıyor. Bağlantısı azalan bölgeler arasında iletişimi artırmak için beynin işitmeden sorumlu bölgesinin bir kısmını elektrotlar vasıtasıyla uyarıyorlar. Bu esnada kişi olağan konuşma terapisini görmeye devam ediyor.

Bu iki kuramın birbiriyle bağlantısı ne? Chang’e göre, kekeleme ile bağlantılandırılan beyin devrelerinin biri dopamin yapan ve kullanan iki bölge içeriyor. Beyin görüntüleme teknikleri sayesinde bu iki görüşün birleştirilebileceğini düşünüyor. Bu sayede, Drayna’nın bulduğu iki genin -GNPTG ve NAGPA’nın- kekelemeyenlerin beyinlerindeki konuşma ve işitme ağlarında yüksek oranda görüldü. Bu da bu genlerin bu bölgelerde olması gerektiğini gösteriyor, yani gerçekten de bu genlerde görülen kusurlar konuşmayı olumsuz etkileyebilir.


 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Son Yazılar

Pfizer/BioNTech’in Covid-19 Aşısı Hakkında Bilmemiz Gerekenler

Birleşik Krallık, BioNTech şirketinin geliştirdiği Covid-19 aşısının kullanılmasına onay veren ilk ülke oldu.  Sağlık ve Sosyal Bakım Departmanının sözcülerinden...

Büyümeyen Çocuklar, Ölmeyen Yaşlılar

Geçtiğimiz günlerde Munhwa Broadcasting Corporation’da yayınlanan bir belgesel, Güney Koreli bir annenin nadir görülen bir hastalık sebebiyle 2016’da kaybettiği...

Engels Haklıydı: İlk İnsan Kabilelerinde Akrabalık Soyun Anneden Kızına Aktarılmasına Dayanıyordu [3]

İlk toplumsal kurum, çekirdek aile değildi. Son araştırmalar, ilk toplumsal kurumun, komünist, kadın-merkezli klan olduğunu gösteriyor. Engels 1884 yılında bunu...

Keto Diyeti Fanları Kusura Bakmayın Ama Muhtemelen Ketoza Girmiyorsunuz

Ki girmeniz de gerekmiyor zaten. Keto zordur. Size zor gelmiyorsa, muhtemelen doğru yapmıyorsunuz zaten. Bu diyet mucizevi bir biçimde keyifli diye...

Pac-Man Oyun Dünyasında Nasıl Devrim Yarattı?

Pac-Man 1980’de çıktığında yalnızca popüler bir video oyunu olmakla kalmadı. Video oyunlarının da ötesine geçti. Marketlerde Pac-Man mısır gevreği,...

Kadın Cinayetleri Erkeğin Kadını Mülkü Sanmasından Kaynaklanan Suçlardır

Yirmi üç yıl önce babam sevdiği kadının eşi tarafından öldürüldü. Bu mahrem kaos elbette buna benzer pek çok vakadan...

En Çok Okunanlar

Covid-19: Gerekçesiz Bir Acil Durumun Yarattığı İstisna Hali

Varsayımsal bir koronavirüs salgınına karşı alınan hummalı, irrasyonel ve...

Žižek: Koronavirüsü Karar Vermeye Zorluyor: Ya Küresel Komünizm Ya Orman Kanunları

Koronavirüsü paniği yayıldıkça, artık nihai bir seçim yapmamız gerekiyor:...

Yapay Zeka Covid-19 Teşhisinde Kullanılıyor

Zhongnan Hastanesi'nin radyoloji bölümünde yürütülen bir deneyde, personel bir...

Bunları da beğenebilirsinHep güncel
Popüler