Dört Nöro-Psikiyatrik Hastalıkta Ortak Beyin-Yapısal Unsurlar Teşhis Edildi

 


“Zihinsel Hastalıklar Arasındaki Gizli Bağlantılar” isimli yazının çevirisini birkaç gün önce siz okurlarımızla paylaşmıştık.

Bu yazıda zihinsel hastalıkların birbirileriyle bağlantı olduğuna dair çarpıcı bulgular ele alınıyordu. Psikiyatrist Oleguer Plana-Ripoll’un Danimarka’da 5.9 milyon kişi arasında gerçekleştirdiği kapsamlı bir araştırma, zihinsel hastalıkların birbiriyle bağlantılı olduğunu gösteriyordu.

“4 ana psikiyatrik hastalığın -majör depresyon, bipolar bozukluk, şizofreni ve obsesif-kompülsif bozukluk- beyin yapısında görülen anomaliler açısından şaşırtıcı derecede benzerlikler gösterdiğini bulduk. Ortak yapısal anomali gösteren beyin bölgeleri esasen bilişsel işlevlerle, bellek ve kendinin farkında olma süreçleriyle bağlantılı olan kortikal alanlar.”

Zihinsel hastalıklar arasındaki bağlantılara örnek teşkil eden ve hastalıkların birbiriyle örtüşen “boyutları” olduğu hipotezini destekleyen bir araştırma daha yapıldı.

Dört farklı nöro-psikiyatrik hastalıkta beynin yapısına ilişkin ortak anomaliler tespit edildi

Araştırmacılar daha öncesinde manyetik rezonans görüntüleme (MRI) gibi teknikler kullanarak tek tek nörolojik hastalıklar arasında benzer beyin-yapısal unsurlar bulmuştu. Yeni bir araştırma, dört farklı nöro-psikiyatrik hastalıkta beynin yapısında ortak anomaliler tespit etti. Aynı araştırmada tek tek söz konusu hastalıklara mahsus beyin-yapısal unsurlar da buldu.

Bernhard T. Baune ve  Udo Dannlowski tarafından gerçekleştirilen araştırma Biological Psychiatry isimli dergide yayımlandı.

Makalenin ilk yazarı Nils Opel, “farklı zihinsel hastalıklarda ortak olarak görülen ve tek tek hastalıklara mahsus yapısal (beyin yapısı) unsurların teşhis edilmesi, psikiyatride biyolojiden faydalanan teşhislerin uygulanmasına dair anlayışımızı geliştirebilir,” diyor.

Araştırma ekibi, beyin hastalıklarını anlamak üzere genetik bilimini ve beyin görüntüleme tekniklerini kullanan ENIGMA isimli uluslararası araştırma konsorsiyumunun verilerini kullandı.

“4 ana psikiyatrik hastalığın -majör depresyon, bipolar bozukluk, şizofreni ve obsesif-kompülsif bozukluk- beyin yapısında görülen anomaliler açısından şaşırtıcı derecede benzerlikler gösterdiğini bulduk. Ortak yapısal anomali gösteren beyin bölgeleri esasen bilişsel işlevlerle, bellek ve kendinin farkında olma süreçleriyle bağlantılı olan kortikal alanlar,” diyor Opel.

Öte yandan, “belli hastalıklarda ise gerçekten de oldukça hastalığa mahsus bölgesel anormallikler de teşhis ettik.” İlginç olan şey ise, bu ayrı yapısal farklar, bazen iki hastalıkta aynı bölgede ama normalin tersi yönlerde görüldü.

Aksine dikkat bozukluğu/hiperaktivite rahatsızlığı ve otizm spektrumu başka hastalıklarla ortak bir yapısal unsura sahip değil. Bunun nedeni belki de bu hastalıkların, daha fazla ortak niteliğe sahip olan başka psikiyatrik durumların etiolojisinden farklı seyir izleyen gelişimsel hastalıklar olması.

Araştırmacılar henüz bu ortak yapısal unsurların hangi mekanizmadan kaynaklandığını bilmiyor ama artan kanıtlar bu psikiyatrik bozuklukların da ortak genetik ve çevresel nedenleri olduğunu gösteriyor.

“Nöro-psikiyatrik hastalıkların biyolojisine dair beyin görüntüleme çalışmalarından elde ettiğimiz fikirlere dayalı olarak bu duruma ilişkin anlayışımız değişiyor,” diyor Biological Psychiatry dergisinin editörü John. H. Krystal. “İlk olarak belli hasta gruplarının kendine mahsus niteliklerine odaklanıyorduk. Sonra, bazı beyin görüntüleme araştırmaları, nöro-psikiyatri hastalıklarının belli “boyutlarda” birbiriyle bağlantı olduğunu gösterdi. Bu yeni çalışma, bazı hastalıklar arasında “boyutsal” ilişkiler olduğunu doğruluyor, öte yandan biyolojik düzeyde belli kategorik ayrımların da olduğunu öne sürüyor.”

“Boyutlar” ve “p faktörü” hipotezleri

Daha önce paylaştığımız “Zihinsel Hastalıklar Arasındaki Gizli Bağlantılar” isimli yazıda belirtildiği üzere, zihinsel hastalıkların biyolojik ve genetik temellerine dair araştırmalar, gelişen yeni beyin görüntüleme teknolojileri sayesinde artarken, bilim insanları zihinsel hastalıklar arasındaki bağlantıları açıklamak için birkaç kuram ortaya atıyor.

Bunlardan biri yukarıdaki araştırmanın yazarlarının da belirttiği üzere, zihinsel hastalıkların birbiriyle kesişen “farklı boyutları” olması ihtimali. Burada artık klasik teşhis kategorilerinden ziyade birbiriyle örtüşebilen “boyutlar” ön plana çıkıyor. “Bazı psikiyatristler bu boyutları akılda tutarak disiplini yeniden tahayyül etmeye başladı bile. 2010’lu yılların başında DSM-V’den hastalık kategorilerini çıkararak bunun yerine tek tek semptomlara dayalı ‘boyutları göz önünde bulunduran’ bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiği öne sürülmüştü. Kısmen sağlık bakımına ayrılan mali kaynaklar ve hasta bakımı DSM kategorilerine göre inşa edildiğinden bu çaba başarısız oldu. Ancak diğer hastalık kategorileri boyutları göz önünde bulunduran yaklaşıma yöneldi. 2019 yılında Dünya Sağlık Kongresi en son Uluslararası Hastalık Sınıflandırmasını (ICD-11 deniyor) destekledi, burada bazı psikopatolojiler, yeni yeni kategorileri değil boyutları göz önünde bulunduran semptomlara göre sınıflandırılıyor.”

Bir diğer hipotez de “p faktörü.” Buna göre, “hastalıklar ortak semptomlara sahip ise veya aynı anda meydana geliyor ve pek çok hastalığa pek çok gen eşlik ediyor ise o halde insanları psikopatolojiye meyilli kılan tek bir faktör vardır.

Bu görüş ilk olarak 2012 yılında Illinois Chicago Üniversitesi kamu sağlığı uzmanı Benjamin Lahey tarafından ortaya atıldı[1]. Lahey ve meslektaşları 11 hastalığın semptomlarını inceledi. Şablonun üç farklı boyut uyarınca veya ‘genel’ bir eğilim üzerinden üç boyutun tamamıyla açıklanıp açıklanamayacağını görmek için istatistikleri kullandılar. Genel faktör dahil edildiğinde model daha iyi çalıştı.

Bir sonraki sene Durham Duke Üniversitesi’nden psikolog çift Avshalom Caspi ve Terrie Moffitt tarafından hipotez daha da fazla destek gördü. 1037 kişi üzerinde gerçekleştirilen uzun vadeli bir araştırmadan elde edilen verileri kullanarak semptomlarda görülen varyasyonların çoğunun tek bir faktörle açıklanabileceğini buldular[2]. Caspi ve Moffitt buna ‘p faktörü’ adını verdi. 2013’ten beri pek çok çalışma bu temel bulguyu tekrarladı.

Caspi ve Moffitt p faktörünün her şeyi açıklayamayacağını açıkça söylüyor ve bunun altında yatan biyolojik faktörlere dair tahminlerde bulunmuyor. Sadece belli bir gen kümesinin buna aracılık edebileceğini düşünüyorlar. Diğerleri p faktörünün psikopatolojiye genel bir eğilim olduğunu ama stresli deneyimler veya başka gen değişimleri gibi diğer faktörlerin de kişinin farklı semptomlar göstermesine neden olabileceğini öne sürüyor[3].

Doğru olması halinde, hipotezin çarpıcı çıkarımları var: psikiyatrik hastalıklarda tek bir terapötik hedef olabilir.”


[1] Lahey, B. B. et al. J. Abnorm. Psychol. 121, 971–977 (2012).

[2] Caspi, A. et al. Clin. Psychol. Sci. 2, 119–137 (2014).

3] Lahey, B. B., Krueger, R. F., Rathouz, P. J., Waldman, I. D. & Zald, D. H. Psychol. Bull. 143, 142–186 (2017).

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Son Yazılar

Göçebe Filozof: Rosi Braidotti ile Söyleşi

Kathleen O'Grady'nin yeni materyalizmin kurucularından, feminist insan-sonrası kuramcısı Rosi Braidotti ile söyleşisini, İnsan-Sonrası ve Göçebe Özneler kitaplarını Türkçe'ye kazandıran...

Çocuklukta Travma Biyolojik Yaşlanmayı Hızlandırıyor

Yaşamının ilk yıllarında travmaya maruz kalan çocukların biyolojik olarak daha hızla yaşlandığı görüldü. Ergenliğin ilk zamanlarda yaşanan travmanın hücresel...

Öğünlerin Zamanlaması Metabolizmanın Sağlığını Etkiliyor

Bedenimizde bulunan hücrelerin hemen hemen hepsinin 24 saatlik bir saati vardır. Pennsylvanya Üniversitesi Perelman Tıp Fakültesi’nde yapılan bir araştırmaya...

Terrabayt Pazar Sohbetleri – Normal İnsanlar

Bu hafta, Hulu tarafından diziye uyarlanan Sally Rooney'nin Normal İnsanlar isimli kitabını konuştuk. "Yerinde bir tabirle başkalaşım adı verilen, zihin...

“Madde hisseder, konuşur, acı çeker, arzular, özler ve anımsar”: Karen Barad ile Röportaj Bölüm 2

S4: Her ne kadar “toplumsal cinsiyet” teriminin cinsiyet çalışmaları alanının tartışmasız temeli olduğu düşünülse de, söz konusu terimin...

Madde Hisseder, Konuşur, Acı Çeker, Arzular, Özler ve Anımsar: Karen Barad ile Röportaj [1]

Soru: “Yeni materyalizm,” terim olarak 1990’lı yılların ikinci yarısında Manuel DeLanda ve Rosi Braidotti tarafından ortaya atıldı. Yeni materyalizm,...

En Çok Okunanlar

Covid-19: Gerekçesiz Bir Acil Durumun Yarattığı İstisna Hali

Varsayımsal bir koronavirüs salgınına karşı alınan hummalı, irrasyonel ve...

Žižek: Koronavirüsü Karar Vermeye Zorluyor: Ya Küresel Komünizm Ya Orman Kanunları

Koronavirüsü paniği yayıldıkça, artık nihai bir seçim yapmamız gerekiyor:...

Yapay Zeka Covid-19 Teşhisinde Kullanılıyor

Zhongnan Hastanesi'nin radyoloji bölümünde yürütülen bir deneyde, personel bir...

Bunları da beğenebilirsinHep güncel
Popüler