Derinler ve Sirenler: Yüzleşme Üzerine


İlk romanı Derinler ve Sirenler’i okur okumaz Bahri Baykal’la kitabı ve yazma serüvenini konuşmak için bir araya geldim. Çok keyifli bir sohbet oldu.

Film çeker gibi kitap yazmışsın. Yönetmenliğinin yazarken nasıl bir etkisi vardır sence?

Yönetmenlik yazarken biraz görsellik gerektiriyor. Yazarken de betimlemelere daha fazla yer veriyorsun. Bir kitap yazarken biraz işletme körlüğü oluyor tabii. Ne türde yazdığının ya da ne yazdığının sen çok farkına varmıyor oluyorsun. Başka yorumlar ve insanların söyledikleri sana ulaşana dek. Dolayısıyla da yönetmenlikteki görselleştirme, haliyle daha fazla tasvir ve tanımlama işin içine giriyor. Ben de yazarken de o atmosferi yaratmayı seviyorum zaten. Zaten oldum olası sevdiğim yazarların tasvir kullanımına bakarım. Biraz onlardan da örnek almamla alakalı olduğunu düşünüyorum. Umberto Eco, İhsan Oktay Anar, Selçuk Altun.

O halde yeri gelmişken bize biraz geçmişinden bahseder misin?

İzmir doğumluyum. 60. Anadolu Lisesi mezunuyum. Lisedeyken değişim programı ile Amerika’ya gittim. Orada Kaliforniya’da bir liseden mezun oldum. Üniversiteyi de yüksek lisansı da orada okudum. Toplamda altı sene yaşamış olabilirim. Arizona State Üniversitesi’nde İşletme Fakültesi’nden mezun oldum.. Daha sonra Hollanda’ya gidip bir süre Roterdam’da yaşadım. Ardından tekrar Amerika’ya dönerek MBA yaptım. Orada da finans üstüne uzmanlaştım. İlk olarak çok uluslu bir şirkette çalıştım, daha sonra asıl uzmanlığım olan yatırım bankacılığına geçtim.

Yatırım bankacılığını kitapta da görüyoruz. Bu sanırım kitabın otobiyografik tarafı.

Evet kesinlikle. Bu konuya hakim olduğum için kitapta yatırım bankacılığından izler görebilir okurlar.

Peki sen filmini çeksen böyle mi çekerdin?

 Şunu söylemek isterdim ki ben çekmek istemezdim. (Gülüyor.)

Luna Yayınları (2021), Luna Yayınları

Küçükken de yazar mıydın?

Evet. Kendimi bildim bileli hayal dünyam güçlüdür. Bu da insanı yazmaya meraklı kılıyor. Hatta bu soru ile geriye gitsem biraz benim ortaokul yıllarından beri birlikte büyüyüp, çok sevdiğim bir arkadaş grubum var. Aynı apartman, aynı mahalle. Biz böyle filmler çekerdik. Çektiğimiz hikayeleri yaratırdık. Dolayısıyla bence ben zaten hep yazıyordum ve okuduğum bölümler ya da yaptığım işler sanki birer ara, geçiş süreçleriydi. Senaryo mu öykü mü olduğu belli olmayan karalamalar ise hep hayatımdaydı. Bu kitaba dek süren uzun bir yol kısacası.

Romanının karakterlerinden biri olan Ege’nin çocuk dünyasına rağmen mekan tasvirleri oldukça belirgin. Senin mekanlarla aran nasıl?

Hepimizi etkileyen anılar var çocukluğumuzda, gençliğimizde ve daha ileriki yaşlarda. Bu anılar da mekanlarla bağdaştırılıyor bence. Bu benim hayatımda yoğun bir şekilde yaşanıyor. Bazı mekanlar benim için çok özeldir. Mesela Siren Kayalıkları. Hikayesini de çok severim, mitolojisini de çok severim. Küçükken oraya çok götürülmüşlüğüm vardır. Daha sonraki yıllarda da yakın civardaysam muhakkak uğramışımdır. Soruya geri dönecek olursak da sevdiğim mekanları da sevmediğim mekanları da zihnime kazırım evet. Dolayısıyla canlı ve görseli yüksek bir mekan hafızam var. Ama şunu da eklemek isterim mekanla ilgili hafızamda eksik varsa, tekrar gidip ziyaret etme ihtiyacı duyuyorum.

Amerika’da da geçiyor bir bölüm. Gezip aklında kalan yerleri mi kaleme aldın? Yoksa çalıştın mı coğrafik olarak da?

Bu kitabın özelinde aslında Bahri olarak daha önce gezdiğim yerler var burada. Gezdiğim yerler aklımda kalıyor. Amerika’da kaldığım dönem New York’ta çok sevdiğim bir arkadaşım kalıyordu ve ona çok sık gidip geliyordum. New York’ta böylece epey vakit geçirme fırsatım oldu. Amerika’nın da hem doğu hem batı yakasını gezdim. Ama mesela şimdi ikinci kitap projem var ve orada şimdiye kadar gezmediğim yerleri de yazacağım. Bunun için de bir çalışma yapmam gerekecek.

Peki bu ikinci kitap birincinin devamı niteliğinde mi?

Tamamen başka ama şöyle bir şey kurguladım. Böyle üç kitap yazmak ve bu üç kitabın da Büyüklere Masallar serisi olmasını istiyorum. Birbirinin devamı değil ama benzer dünyalarda geçen hikayeler. Elinizde tuttuğunuz ilk kitap eve dönüş hikayesiydi. İkincisi evden ayrılma hikayesi olacak.

 İsim koyma süreci nasıl oldu?

Bu en zor süreçlerden biri. Derinler ve Sirenler son karardı. Ama insanda şöyle bir duygu uyanıyor. Ben bu kitabı yarattım ama sanki ismi de ben koymamalıyım gibi bir duygu. İnanın o dönem benim için baya sancılıydı. Bir kapak seçimi, iki isim koyma en sıkıntılı ve zor süreç bence. Genelde ikisi ile ilgili de güzel geri dönüşler alıyorum ama bir tane komik hikaye geldi başıma. Bir arkadaşımın eşi henüz kitap kapağını ve konusunu bilmeden ismi duyunca derin devletle ilgili bir şey sanmış. Beni Soner Yalçın gibi düşünmüş sanırım. (Gülüyor.)

Oysa ki bu siyasi bir kitap değil. Sahi meselesi nedir bu kitabın?

Biraz yüzleşme teması var bu kitapta. Geçmişle, korkularınla, hayallerinle yüzleşme. Galiba insanların ertelediği duyguları birer yüzleşme unsuru olarak ortaya çıkarıyorum. Çünkü şimdi üstüne çalıştığım ikinci kitabın hikayesi de yine yüzleşme ekseninde dönüyor.

Aynı karakterleri görmeyeceğiz değil mi ikinci kitapta?

 Evet görmeyeceğiz ama dikkatli bir okur iki kitap arasında benzerlikler görecek.

Kapak tasarımı Kıvanç Gülhan’a ait. Tasarım seçiminden de bahsedelim mi biraz?

Kapak benim içime çok sindi. Beş altı kapak yapıldı. Ama Kıvanç benim lise yıllarından yakın bir arkadaşım. Hatta yanlış olmasın on iki yaşımdan beri arkadaşım. Çünkü o yıllarda hazırlık vardı. Çok iyi bir grafiker ve kreatif direktörüdür. Beni anlayan ve beni bilen birisidir. Kitabı da okumuştu kapağı yapmadan önce. Bu yüzden kitabı çok iyi anlattığını düşündüm. Bu yapılan diğer beş altı kapaktan da bir diğeri de kitabın şimdi çevirisi yapılacak. Onda kullanılacak.

Sırada yeni kitaplar da var ama pandemi döneminde çıkan ilk kitabının anlamı farklı olmalı?

Çok özel bir şey. Ben yönetmen olarak tabi ki filmlerin de çok özel olduğunu düşünüyorum. Ama film bir ekip işi. Sen bazı şeyleri istediğin kadar iyi yap. Ekibin iyi olmadığı sürece, herkes aynı istek ve inançla kendisini yüzde yüz ortaya koymadığı sürece o film iyi olmayabilir. Kitap ise çok daha şahsi bir mesele. Çok daha özel. Bu ilk kitap benim için gerçekten bir doğum sancısı gibiydi. Çok özelimden başlayarak ben de bu kitapta var gibiyim. Hem bu yolculukta teksin, hem de kendinden bir şeyler paylaşıyorsun. Biraz da çıplak kalıp soyunmak gibi. Üstündekileri çıkarıyorsun ve insanlara “Ben buradayım,” diyorsun. Dolayısıyla süreç insanda endişe yaratıyor. Ama eklemeliyim ki doğumdan sonra rahatlama olur derler ya, bende de kitap çıktıktan sonra bir rahatlama oldu. Üstelik daha yorumlar bile gelmeden his olarak kendime “Bu yolda yürümeye devam,” dedim.

Ursula Le Guin benim hayatımda yeri olan bir yazardır. Hatta diyebilirim ki bana kitap okumayı sevdiren yazar olmuştur kendisi. Özellikle onu ortaokulda okuduğumda, ilk okuduğum Yerdeniz Büyücüsü’ydü, kalemi ile daha çabuk büyümüş olabilirim. O engin bir dünya anlatır.

Genelde neler okursun?

Az önce verdiğim üç ismi tekrar vermek isterim. Umberto Eco, İhsan Oktay Anar, Selçuk  Altun. Bu isimlerin dışında ben çok hayalperest bir yapıya sahip olduğum ve hayallerden beslendiğim için bilim kurgu ve fantezi okumayı çok severim. Polisiye de severim. Bu arada kendi kitabımı tür olarak sınıflandırabilmiş değilim. (Gülüyor.)

Neler okuduğuma geri dönersek zaten kitabın başında da görürsünüz. Ursula Le Guin benim hayatımda yeri olan bir yazardır. Hatta diyebilirim ki bana kitap okumayı sevdiren yazar olmuştur kendisi. Özellikle onu ortaokulda okuduğumda, ilk okuduğum Yerdeniz Büyücüsü’ydü, kalemi ile daha çabuk büyümüş olabilirim. O engin bir dünya anlatır. Evet kitaplarında büyüler var fantezi dünyası var ama korkular da var. Kendinden bir şeyler bulmaman imkansızdır. Bu yüzden tüm kitaplarını çok severim ve dönüp dolaşıp tekrar okurum. Burada da ufak bir parantez açayım. Ben Amerika’dayken okuluma gelmişti ve ben başka bir yerdeydim. Gidememiştim ve hayatımda kaçırdığıma en üzüldüğüm şeydir.

Derinler ve Sirenler o yüzden O’na ithaf belki de…

(Gülüyor.) Bir de yazarın benim işimi bırakıp yazma işine yönelme anlamında da çok payı oldu. Ben artık bunu yapacağım dememde de onun etkisi var.


 

 

 

 

 

 

 

 

Günsu Özkarar
Ankara doğumlu. (1987). Ortaokulda konservatuara başladı. Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi’ni bitirdi. Üç buçuk yıl İsviçre’de yaşadı ve İstanbul’a taşındı. İlk öyküleri Kitap-lık ve Altzine dergilerinde yayınlandı. Sanat haberciliğine SanatAtak’ta, dergide çalışmaya Milliyet Sanat’ta başladı. 2018’de barınaktan sahiplendiği köpeğini anlatan çocuk kitabı için hazırlıkları devam etmekte.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Son Yazılar

James Bridle: Yeni Karanlık Çağ, Teknoloji ve Geleceğin Sonu

https://youtu.be/H_tWcJlR0fg James Bridle The New Dark Age kitabı hakkında konuşuyor. Türkçe altyazı için CC'ye tıklamanız yeterli. Kanalımıza Kreosus veya Patreon üzerinden destek...

Ray Brassier ile Söyleşi

Ray Brassier felsefe doktorasını 2001 yılında Warwick Üniversitesinden aldı. 2002 ve 2008 yılları arasında Middlesex Üniversitesi’nin Modern Avrupa Felsefesi...

Franco ‘Bifo’ Berardi: Trump, Aşağılanma ve Popülizm

İtalyan düşünür Franco 'Bifo' Berardi, Trump'ın 2016 seçim galibiyetini aşağılanma duygusuyla ele alıyor. Popülizm yerine faşizm diyor. Ayrıca Silikon...

Psikiyatriden Devrime: Frantz Fanon’un Devrimci Psiko-Politikası

“Belki de okur bu psikiyatrik notları böyle bir kitapta yersiz ve zamansız bulacak ama bu konuda yapabileceğimiz bir şey...

Sistemi Adlandır! Antroposenler & Kapitalosen Alternatifi

Antroposen çevrecilik alanında zamanımızın en mühim ve neredeyse en tehlikeli kavramı haline geldi. Tehlikeli olmasının nedeni, salt gezegenin içinde...

Müonların Davranışı Standart Model’in Gözden Geçirilmesine Neden Olabilir

Nisan başında fizik dünyasında ciddi bir gelişme yaşandı. Illinois Fermi Ulusal Hızlandırıcı Laboratuvarı Fermilab’a bağlı araştırmacılar, müon adında bir atom...

En Çok Okunanlar

Covid-19: Gerekçesiz Bir Acil Durumun Yarattığı İstisna Hali

Varsayımsal bir koronavirüs salgınına karşı alınan hummalı, irrasyonel ve...

Žižek: Koronavirüsü Karar Vermeye Zorluyor: Ya Küresel Komünizm Ya Orman Kanunları

Koronavirüsü paniği yayıldıkça, artık nihai bir seçim yapmamız gerekiyor:...

Yapay Zeka Covid-19 Teşhisinde Kullanılıyor

Zhongnan Hastanesi'nin radyoloji bölümünde yürütülen bir deneyde, personel bir...

Bunları da beğenebilirsinHep güncel
Popüler