Yapısızlığın Tiranlığı


(Bu yazı, Mayıs 1970’te yapılan bir konuşmanın deşifresidir.)

Damage’da demokrasiyi seviyoruz ve daha fazla demokrasi olması gerektiğini düşünüyoruz. Demokrasi talepkardır: argümanlar öne sürmeye, anlaşmazlığa ve çatışmaya tolerans göstermeye ve toplu karar alma süreçlerine saygı göstermeye istekli olmak anlamına gelir. Çoğu zaman, eşitlikçilik adına, aktivistler temel demokratik uygulamaları gevşek bir “yataylık” lehine reddederler. “Yataylık,” genelde çok fazla soyut tartışma, fikir birliğine dayalı karar alma ve hiyerarşik ve merkezi olmayan yapıları içeren pratik bir felsefedir. Niyetler ari olsa da yataylık genelde baskın ve psikotik kişilikler tarafından kolayca istismar edilebilen gayriresmi ve akışkan grup yapılarıyla sonuçlanır. Bu dinamik, Jo Freeman’ın burada yeniden yayınlamaktan mutluluk duyduğumuz “Yapısızlığın Tiranlığı” metninde iyi tanımlanmıştır. Bu makale ilk olarak Mayıs 1970’de Güneyli Kadın Hakları Birliği konferansında bir konuşma olarak sunuldu ve öncelikle 1972’de The Second Wave’in (İkinci Dalga) ikinci cildinde yayınlandı.


Kadın kurtuluş hareketinin şekillendiği yıllarda, hareketin tek olmasa da temel örgütsel biçimi olarak lidersiz, yapısız gruplara büyük önem verildi. Bu fikrin temelinde çoğumuzun kendimizi içinde bulduğu aşırı yapılandırılmış topluma, bunun sonucunda başkalarının yaşamlarımız üzerinde elde ettiği kaçınılmaz kontrole ve bu aşırı yapılandırılmışlık ile sözüm ona mücadele edenler arasında yer alan solun ve benzeri grupların süregiden elitizmine karşı doğal bir tepki yer alıyordu.

Ancak “yapısızlık” fikri, bu eğilimlere sağlıklı bir biçimde karşı çıkma yolu olmaktan çıktı, başlı başına bir Tanrıça olmaya başladı. Bu terimin kullanımı arttıkça dayandığı fikir üzerine incelemeler o kadar azaldı; artık kadınların kurtuluşu ideolojisinin içsel ve sorgulanmayan bir parçası haline gelmiş durumda. Hareketin gelişiminin ilk döneminde, bu çok da önemli değildi. Hareket, başlangıçta ana hedefini ve ana yöntemini bilinç yükseltme olarak tanımlamıştı ve “yapısız” sohbet grubu bu amaç için mükemmel bir araçtı. Gevşekliği ve gayriresmiliği, tartışmaya katılımı teşvik ediyor; genelde destekleyici olan atmosferi, kişisel içgörüyü ortaya çıkarıyordu. Bu gruplardan kişisel kavrayıştan daha somut bir şey çıkmadıysa, bu çok da önemli değildi, zira amaçları gerçekten bunun ötesine geçmiyordu.

Bireysel sohbet grupları bilinç yükseltmenin erdemlerini tüketip daha spesifik bir şey yapmaya karar verene kadar, [bu yöntemin] temel sorunları ortaya çıkmadı. Ama iş bu noktaya vardığında çoğu grup battı çünkü görev değiştirirken yapılarını değiştirmek istemediler. Kadınlar, “yapısızlık” fikrini, kullanımının sınırlarını fark etmeden tamamen kabul etmişlerdi. İnsanlar, diğer bütün araçların illa baskıcı olacağına körü körüne inandığından, “yapısız” grubu ve gayriresmi konferansı, uygun olmadıkları amaçlar için kullanmaya çalışacaklardı.

Hareket, gelişiminin bu temel aşamalarının ötesine geçecekse, organizasyon ve yapı hakkındaki bazı önyargılarından kurtulmak zorunda kalacak. Bunların hiçbirinde doğal olarak kötü bir şey yoktur. Kötüye kullanılabilirler ve çoğu zaman kötüye kullanılmaktadırlar. Ancak bunları kötüye kullanıldıkları için ilk elden reddetmek, kendimizi daha da geliştirmek için gereken araçları reddetmek demektir. Yapısızlığın neden işe yaramadığını anlamamız gerekiyor.

Resmi ve Gayriresmi Yapılar

İnanmak istediğimizin aksine, yapısız grup diye bir şey yoktur. Herhangi bir amaç için herhangi bir süre boyunca bir araya gelen her türden insan grubu, kaçınılmaz olarak kendisini bir şekilde yapılandıracaktır. Yapı esnek olabilir, zamanla değişebilir; görevleri, gücü ve kaynakları grup üyeleri arasında eşit veya eşit olmayan bir şekilde dağıtılabilir. Ancak gruba dahil olan kişilerin yetenekleri, kişilikleri veya niyetleri ne olursa olsun, bir yapı oluşacaktır. Farklı yeteneklere, yatkınlıklara ve geçmişlere sahip bireyler olduğumuz gerçeğinin ta kendisi bunu kaçınılmaz kılıyor. Ancak ve ancak herhangi bir temelde ilişki veya etkileşim kurmayı tümden reddedersek yapısızlığa yakın bir şeye ulaşabiliriz, ki insan gruplarının doğasına aykırıdır.

Buna göre, yapılandırılmamış bir grup için çabalamak, “objektif” bir haber, “değerden bağımsız” sosyal bilimler veya “özgür” bir ekonomi hedeflemek kadar fayda sağlayacak, – yani aldatıcı olacaktır. “Laissez faire” (herkesin kafasına göre takıldığı) bir grup ancak “laissez faire” bir toplum kadar gerçekçidir; “bırakınız yapsınlar” fikri, güçlü ya da şanslı olanların diğerleri üzerinde sorgulanamaz bir hegemonya kurmasına yönelik bir sis perdesi haline gelir. Bu hegemonya çok kolay oluşturulabilir çünkü “yapısızlık” fikri gayriresmi yapıların oluşumunu engellemez, sadece resmi olanların oluşumunu engeller. Benzer şekilde, “bırakınız yapsınlar” felsefesi, ekonomik olarak güçlü olanın ücretler, fiyatlar ve malların dağıtımı üzerinde denetim kurmasını engellemedi; sadece, bunu hükümetin yapmasını engelledi. Böylece yapısızlık iktidarı maskelemenin bir yolu haline gelir ve kadın hareketi içinde en güçlü şekilde, genellikle en güçlü olanlar tarafından (güçlerinin bilincinde olsun ya da olmasınlar) savunulur. Grubun yapısı gayriresmi olduğu sürece, kararların nasıl alınacağına ilişkin kurallar sadece birkaç kişi tarafından bilinir ve iktidar bilinci ya da iktidara dair farkındalık, kuralları bilenlerle sınırlı olur. Kuralları bilmeyenler ve grup üyeliğine seçilmeyenler, kafa karışıklığı içinde kalmalı ya da tam olarak farkında olmadıkları bir şeyler döndüğüne dair paranoyak sanrılar çekmelidir.

Oysa, herkesin belirli bir gruba dahil olma ve bu grubun faaliyetlerine katılma fırsatına sahip olması için yapının örtük değil açık olmsı gerekir. Karar verme kuralları herkese açık ve ulaşılabilir olmalıdır ve bu ancak resmileştirilirse gerçekleşebilir. Bu, bir grubun yapısının resmileştirilmesinin gayriresmi yapıyı yok edeceği anlamına gelmez. Genellikle yok etmez. Ancak, gayriresmi yapının baskın bir kontrole sahip olmasını engeller ve ilgili kişiler en azından genel olarak grubun ihtiyaçlarından sorumlu değilse, gayriresmi yapıya saldırmak için bazı yollar sağlar. Yapısızlık, örgütsel olarak imkansızdır. Yapılandırılmış veya yapılandırılmamış bir gruba sahip olup olmadığımıza karar veremeyiz, karar verebileceğimiz tek şey, resmi olarak yapılandırılmış bir gruba sahip olup olmadığımızdır. Bu nedenle sözcük, temsil ettiği fikre atıfta bulunmak dışında artık kullanılmayacaktır. Yapılandırılmamış, kasıtlı olarak belirli bir şekilde yapılandırılmamış olan gruplara atıfta bulunacaktır. Yapılandırılmış ise, kasıtlı olarak belirli bir şekilde yapılandırılmış olanlara atıfta bulunulacaktır. Yapılandırılmış bir grup her zaman resmi bir yapıya sahiptir, bunun yanı sıra gayriresmi veya gizli bir yapıya da sahip olabilir. Elitlerin temelini oluşturan, özellikle Yapılandırılmamış gruplardaki bu gayriresmi yapıdır.

Elitizmin Doğası

Kadın kurtuluş hareketinde muhtemelen en yanlış kullanılan laf “elitist” lafı. Ellili yıllarda “pinko” [komünizme yakın ama kızıl değil pembe, ÇN] kadar sık ve onunla aynı nedenlerle kullanılıyor. Ancak nadiren doğru anlamda kullanılıyor. Hareket içinde genellikle bireylere atıfta bulunur, ancak ifade ettiği kişilerin kişisel özellikleri ve faaliyetleri büyük ölçüde farklılık gösterebilir: Bir birey, tek başına birey olarak asla bir elitist olamaz, çünkü “elit” teriminin tek uygun uygulaması gruplara yöneliktir. Ne kadar tanınmış olursa olsun, herhangi bir birey asla elit olamaz.

Doğru bir şekilde kullanacak olursak, bir elit, genelde söz konusu gruba karşı doğrudan sorumluluk bağları olmaksızın ve çoğu zaman onların bilgisi veya rızası dışında, daha büyük bir grup üzerinde güç sahibi olan küçük bir grup insanı ifade eder. Bir kişi, ister çok tanınan ister hiç tanınmayan biri olsun [yukarıdaki gibi daha büyük bir grubu kontrol eden] böyle küçük bir grubun parçası haline gelerek veya onun egemenliğini savunarak elitist olur. Tanınmak ve bilinmek, elitist tanımına dahil değildir. En sinsi elitler [yapısız büyük grupları kontrol eden küçük gruplar, ÇN], genellikle daha geniş kamuoyunun hiç tanınmadığı kişilerce yönetilir. Akıllı elitistler genellikle tanınır hale gelmelerine izin vermeyecek kadar zekidirler; zira tanınır hale geldiklerinde, izlenirler ve güçlerinin üzerindeki maske artık o kadar sağlam olmaz.

Elitler komplo [ağı] değildirler. Çok nadiren küçük bir grup bir araya gelir ve kasıtlı olarak daha büyük bir grubu kendi amaçları için ele geçirmeye çalışır. Elitler, hasbelkader aynı siyasi faaliyetlere dahil olan arkadaş gruplarından ne fazlası ne de azıdır. Siyasi faaliyetlerde bulunsalar da bulunmasalar da muhtemelen arkadaşlıklarını sürdüreceklerdir; arkadaşlıklarını sürdürseler de sürdürmeseler de muhtemelen siyasi faaliyetlere dahil olacaklardır. Herhangi bir grupta elitleri ortaya çıkaran ve onları böylesine güçlü kılan şey, bu iki olgunun üst üste binmesidir.

Bu arkadaş grupları, bir grup tarafından iletişim için kurulmuş olabilen normal kanalların dışında kalan iletişim ağları olarak işlev görürler. Hiçbir kanal kurulmamışsa, bunlar tek iletişim ağı olarak işlev görür. İnsanlar arkadaş oldukları, genellikle aynı değer ve yönelimleri paylaştıkları, birbirleriyle sosyal ilişkileri olduğu ve ortak kararlar alınacağı zaman birbirlerine danıştıkları için, bu ağların içinde olan insanlar olmayan insanlara nazaran o grupta daha fazla güce sahiptirler. Bir grup içerisinde yer alıp da burada kurulan arkadaşlıklar üzerinden gayri-resmi iletişim ağları kurulmaması pek görülen bir durum değildir.

Bazı gruplar, boyutlarına bağlı olarak, bu tür birden fazla gayriresmi iletişim ağına sahip olabilir. Ağlar üst üste bile binebilir. Böyle sadece tek bir ağ olduğunda, katılımcıları elitist olmak istese de istemese de, bu ağ aksi halde Yapılandırılmamış olan bu grubun elitini oluşturur. Ancak bu ağ, Yapılandırılmış bir grubun tek ağı ise, bileşimine ve resmi Yapının niteliğine bağlı olarak, elit olabilir de olmayabilir de. Bu tür iki veya daha fazla arkadaş ağı varsa, grup içinde iktidar için rekabet edebilir, böylece hizipler oluşturabilir veya biri kasıtlı olarak rekabetten çekilerek diğerini elit olarak bırakabilir. Yapılandırılmış bir grupta, bu tür iki veya daha fazla arkadaşlık ağı genellikle resmi güç için birbirleriyle rekabet eder. Bu genelde en sağlıklı durumdur, zira diğer üyeler iktidar isteyen iki rakip arasında hakemlik yapma, dolayısıyla geçici olarak bağlılık içinde oldukları kişilere talepte bulunma pozisyonundadır.

Arkadaşlar arasındaki gayriresmi iletişim ağlarının kaçınılmaz olarak elitist ve ayrıcalıklı doğası, ne kadın hareketinin yeni bir özelliği ne de kadınlar için yeni bir olgu. Bu tür gayriresmi ilişkiler, kadınları yüzyıllar boyunca zaten parçası oldukları entegre gruplara katılımdan dışladı. Bütün mesleklerde veya kuruluşlarda, bu ağlar, bir grup olarak kadınların (ve bireysel olarak bazı erkeklerin) güç veya sosyal ödül kaynaklarına eşit erişimini etkili bir şekilde engelleyen bir “kulis” zihniyeti ve “eski usül” bağlar yaratmıştır. Geçmişteki kadın hareketlerinin enerjisinin çoğu, karar alma yapılarının ve seçim süreçlerinin resmileşmesini sağlamaya, böylece kadınların dışlanmasına doğrudan karşı çıkabilmeye yönelmişti. Çok iyi bildiğimiz gibi, bu çabalar erkeklere özel gayriresmi ağların kadınlara karşı ayrımcılık yapmasını engellemedi ama zorlaştırdı.

Elitlerin gayriresmi olması, görünmez oldukları anlamına gelmez. Keskin bir gözü ve keskin bir kulağı olan herkes, herhangi bir küçük grup toplantısında kimin kimi etkilediğini söyleyebilir. Bir arkadaş grubunun üyeleri birbirleriyle diğer insanlardan daha fazla ilişki kuracaktır. [Kendi arkadaş gruplarından olanları] daha dikkatli dinlerler ve [onların sözünü] daha az keserler; birbirlerinin düşüncelerini tekrarlarlar ve dostane bir şekilde hemfikir olurlar; bir karar vermek için onayı gerekli olmayan “dışlanmışları” görmezden gelme veya onlarla didişme eğilimindedirler. Ancak “dışarıdakilerin” “içeridekiler” ile arasını iyi tutması gerekir. Elbette bu çizgiler benim çizdiğim kadar keskin değil. Bunlar önceden yazılmış senaryolar değil, etkileşim nüanslarıdır. Ama fark edilebilirdirler ve bir etkileri vardır. Kişi, bir karar verilmeden önce bunu kiminle çek etmenin önemli olduğunu ve kimin onayının kabul mührü anlamına geldiğini öğrendikten sonra, işleri kimin yürüttüğünü bilir.

Sosyal hareketler grupları, kendi içlerinde kimin yetki kullanacağına dair somut bir karar vermedikleri için ülke çapında birçok farklı kriter kullanılıyor. Kriterlerin çoğu, geleneksel kadın niteliklerine uygun. Örneğin, hareketin ilk günlerinde evlilik genellikle gayriresmi elit kesime katılım için bir ön şarttı. Kadınlara geleneksel olarak öğretildiği üzere, evli kadınlar öncelikli olarak birbirleriyle ilişki içindedir ve bekar kadınları yakın arkadaşlar olarak çok tehdit edici bulurlar. Pek çok şehirde, bu kriter Yeni Sola mensup erkeklerle evli kadınları içerecek şekilde daha da rafine edilmiştir sadece. Ancak bu standardın arkasında gelenekten daha fazlası vardı, zira Yeni Sola mensup erkekler genelde hareketin ihtiyaç duyduğu kaynaklara – posta listeleri, matbaalar, bağlantılar ve bilgi gibi – erişebiliyordu ve kadınlar ihtiyaç duydukları şeylere bağımsız olarak değil daha ziyade erkekler üzerinden ulaşmaya alışmıştı. Hareket zamanla ivme kazandıkça; evlilik, etkili katılım için daha az evrensel bir kriter haline geldi, ancak tüm gayriresmi elitler, yalnızca belirli maddi veya kişisel özelliklere sahip kadınların katılabileceği standartlar belirlerler. Bu standartlar sıklıkla şunları içerir: orta sınıf arka plan (işçi sınıfıyla ilişki kurma konusundaki tüm laflara rağmen), evli olmak, evli olmamak ama biriyle yaşamak, lezbiyen olmak veya lezbiyenmiş gibi yapmak, yirmi ile otuz yaşları arasında olmak, üniversite eğitimi almış olmak veya en azından bir miktar üniversitelilik arka planına sahip olmak, “havalı” olmak, çok “havalı” olmamak, “radikal” biri olarak belirli bir siyasi çizgiye veya kimliğe sahip olmak, çocuk sahibi olmak veya en azından çocuk sevmek, çocuk sahibi olmamak, “nazik” olmak gibi belirli “dişil” kişilik özelliklere sahip olmak, doğru giyinmek (ister geleneksel tarzda ister geleneksel olmayan tarzda); vb. Öte yandan, birini, ilişki kurulmaması gereken bir “sapkın” olarak etiketleyen bazı özellikler de neredeyse hep vardır. Bunlar arasında çok yaşlı olmak, tam zamanlı çalışmak (özellikle de kişi aktif olarak bir “kariyere” bağlıysa), “nazik” olmamak, ve açıktan bekar olmak (yani, aktif olarak ne heteroseksüel ne de homoseksüel olmak) yer alır.

Başka kriterler de sayılabilir ama hepsinin ortak temaları vardır. Hareketin gayriresmi elitlerine katılmanın, dolayısıyla iktidar uygulamanın ön şartı, kişinin [sınıfsal/sosyal] arka planı/geçmişi, kişiliği veya zamanının dağılımı ile ilgilidir. Kişinin yeterliliğini, feminizme bağlılığını, yeteneklerini veya harekete potansiyel katkısını içermezler. İlki, kişinin genellikle arkadaşlarını belirlemede kullandığı kriterlerdir. İkincisi, herhangi bir hareketin veya örgütün, politik olarak etkili olacaksa kullanması gereken şeydir.

Katılım kriterleri gruptan gruba farklılık gösterebilir, ancak bu kriterleri karşılayan gayriresmi elitin bir üyesi olmanın yolları hemen hemen aynıdır. Tek temel fark, bir kişinin başından beri grupta olup olmamasına veya başladıktan sonra gruba katılmasına bağlıdır. Başından beri dahilse, mümkün olduğunca çok sayıda kişisel arkadaşının da katılması önemlidir. Hiç kimse kimseyi çok iyi tanımıyorsa, o zaman kişi belirli bir sayı ile kasıtlı olarak arkadaşlık kurmalı ve gayriresmi bir yapının oluşturulması için çok önemli olan gayriresmi etkileşim kalıplarını tesis etmelidir. Bu gayriresmi etkileşim kalıpları bir kez oluşturulduktan sonra, kendilerini korumak üzere harekete geçerler; bekanın en başarılı taktiklerinden biri, sürekli olarak, “uyum sağlayan” yeni insanlar almaktır. Böyle elit bir gruba, bir kız öğrenci kulübüne katılınır gibi girilir. Potansiyel olarak örgütlenecek biri olarak algılanan kişi gayriresmi yapının üyeleri tarafından “aceleye getirilir” ve sonunda ya vazgeçilip bırakılır ya da kafalanıp alınır. Bu kızlar kulübü, politik olarak bu sürece aktif olarak katılacak yeterli bilince sahip değilse, dışarıdan biri tarafından da herhangi bir özel kulübe katılır gibi pekala başlatılabilir. Bir sponsor bulun, yani, elit grubun içeride çok saygı gören bir üyesini belirleyin ve o kişiyle arkadaşlığı aktif olarak geliştirin. Sonunda, sizi büyük olasılıkla iç çembere alacaklardır.

Tüm bu prosedürler zaman alır. Bu nedenle, biri tam zamanlı çalışıyorsa veya buna benzer ciddi bir bağlılığı varsa, iç çembere katılması genellikle imkansızdır çünkü tüm toplantılara gitmek ve karar alma sürecinde söz sahibi olmak için gerekli kişisel ilişkiyi geliştirmeye yeterli zamanı kalmaz. Resmi karar alma yapıları çok yoğun çalışan kişiler için bu nedenle nimettir. Karar alma konusunda yerleşik bir sürece sahip olmak, herkesin buna bir dereceye kadar katılabilmesini sağlar.

Küçük gruplar içinde elit grupların oluşum sürecinin bu incelemesi eleştirel bir bakış açısına sahip olsa da gayriresmi yapıların kaçınılmaz olarak kötü olduğu değil de sırf kaçınılmaz oldukları inancına dayanıyor. Tüm gruplar, grubun üyeleri arasındaki etkileşim kalıplarının bir sonucu olarak gayriresmi yapılar oluşturur. Bu tür gayriresmi yapılar çok yararlı şeyler yapabilir. Ancak yalnızca Yapılandırılmamış gruplar tamamen onlar tarafından yönetilir. Gayriresmi elitler bir “yapısızlık” efsanesiyle birleştiğinde, iktidar kullanımına sınır koymaya yönelik hiçbir girişim olamaz. İktidarın kullanımı kaprisli hale gelir.

Bunun farkında olmamız gereken iki potansiyel olumsuz sonucu vardır. Birincisi, gayriresmi karar alma yapısının bir kızlar kulübüne çok fazla benzeyeceğidir: insanların bir başkasını önemli şeyler söylediği için değil ondan hoşlandıkları için dinledikleri bir yapı. Hareket önemli şeyler yapmadığı sürece bu çok da önemli değildir. Ancak grubun bu ön aşamada kalmaması halinde, bu eğilimin değiştirilmesi gerekecektir. İkincisi, gayriresmi yapıların grubun tamamına karşı sorumlu olma yükümlülüğünün olmamasıdır. Ellerindeki iktidar onlara verilmemiştir; dolayısıyla geri de alınamaz. Etkileri grup için yaptıklarına bağlı değildir; bu nedenle grup tarafından doğrudan etkilenmeleri mümkün olmaz. Bu, gayriresmi yapıların illa ki sorumsuz olduğu anlamına gelmez. Sahip oldukları nüfuzun sürmesini isteyenler genellikle sorumlu davranmaya çalışacaklardır. Grup bu gibi sorumlu davranışı dayatamaz; sorumlu davranmak elitlerin çıkarına kalmıştır.

“Yıldız” Sistemi

“Yapısızlık” fikri, “yıldız” sistemini yaratmıştır. Siyasi grupların kararlar almasını ve bu kararları genel olarak kamuoyuna açıklamak için insanları seçmesini bekleyen bir toplumda yaşıyoruz. Basın ve halk, kadınları kadın olarak nasıl ciddiye alıp dinleyeceklerini bilmez; grubun nasıl hissettiğini bilmek ister. Kitlesel grup görüşü oluşturmak için şimdiye kadar sadece üç teknik geliştirilmiştir: oylama veya referandum, kamuoyu yoklaması anketi ve uygun bir toplantıda grup sözcüsünün seçilmesi. Kadın kurtuluş hareketi halkla iletişim kurmak için bunların hiçbirini kullanmadı. Ne bir bütün olarak hareket ne de içinde yer alan çok sayıda grup, çeşitli konulardaki konumlarını açıklamak için bir araç oluşturdu. Ancak kamuoyu, bir sözcüye bakmaya şartlandırılmıştır.

Hareket bilinçli olarak sözcü seçmemiş olsa da, içinden çeşitli nedenlerle halkın dikkatini çeken pek çok kadın çıkarmayı başarmıştır. Bu kadınlar belirli bir grubu veya yerleşik bir görüşü temsil etmez; bunu bilir, genelde belirtirler de. Ama hareketin bir konuda konumunu öğrenmek istediğinde basının sorularını yöneltebileceği resmi bir sözcü veya karar alma organı mevcut olmadığı için bu kadınlar sözcü olarak algılanır. Bu nedenle, isteseler de istemeseler de, hareket hoşlansın hoşlanmasın, kamuoyunda bilinen kadınlar kendiliğinden sözcü rolünü üstlenmiş olur.

Genellikle “yıldız” olarak adlandırılan kadınlara duyulan öfkenin ana kaynağı bu. Hareket içindeki kadınlar tarafından hareketin görüşlerini temsil etmek üzere seçilmedikleri için basın onların hareket adına konuştuğunu varsaydığında, bir tür güceniklik duyulur onlara karşı. Ancak hareket kendi sözcülerini seçmediği sürece, bu tür kadınlar, kendi arzuları ne olursa olsun, basın ve kamuoyu tarafından bu role yerleştirilecektir.

Bunun hem hareket hem de “yıldızlar” olarak adlandırılan kadınlar için birçok olumsuz sonucu vardır. Birincisi, onlara sözcü rolüne veren hareket olmadığı için, bu rolden alması da mümkün olamaz [kendi vermediği bir şeyi geri alamaz, ÇN]. Onlara o rolü basın verdi, dolayısıyla bu rollerin ortadan kalkmasının tek yolu, basının onları dinlememeyi seçmesi. Basın, hareketin bağlayıcı açıklamaları için gidecek resmi bir alternatifi olmadığı sürece “yıldızlara” sözcü olarak bakmaya devam edecek. Hareket, bir temsilcisi olmaması gerektiğine inandığı sürece, onun adına kamuoyu önüne çıkacak temsilcilerin seçilmesinde hiçbir kontrole sahip olmayacaktır. İkincisi, bu pozisyona gelen kadınlar genellikle kendilerini kız kardeşlerinin saldırısı altında bulur. Bu, harekete hiçbir şey sağlamaz ve dahil olan bireyler için acı verici derecede yıkıcıdır. Bu tür saldırılar sadece ya kadının hareketi tamamen terk etmesiyle – çoğu zaman acı bir şekilde yabancılaşmasıyla – ya da “kız kardeşlerine” karşı kendini sorumlu hissetmeyi bırakmasıyla sonuçlanır. Harekete belli belirsiz bir şekilde bağlılığını sürdürebilir, ancak hareket içindeki diğer kadınların baskılarına artık duyarlı olmayacaktır. Bu tür acıların kaynağı olan insanlara karşı sorumluluk hissetmeye devam etmek, mazoşist değilseniz mümkün değildir ve bu kadınlar genelde bu tür kişisel baskılara boyun eğmeyecek kadar güçlüdür. Dolayısıyla, “yıldız” sistemine yönelik tepki, tam da hareketin kınadığı türden bireysel sorumsuzluğu aslında ciddi ciddi teşvik eder. Hareket, bir kız kardeşini “yıldız” oldu diye tasfiye ettiğinde, bu kadın artık kendisine isnat edilen bireyci günahların hepsini yapmakta özgür hale gelir, ayrıca hareket onun üzerinde kontrolünü – artık ne kadar var idiyse – hepten yitirir.

Siyasi İktidarsızlık

Yapılandırılmamış gruplar, kadınların kendi hayatları hakkında konuşmalarını sağlamada çok etkili olabilirler ama işleri halletmek için pek etkili değillerdir. İnsanlar “sadece konuşmaktan” yorulduğunda ve daha fazla şey yapmak istediğinde, işleyişlerini değiştirmemeleri halinde, grup sallantıya girmeye başlar. Kimi zaman, grubun gelişmiş gayriresmi yapısı, karşılanabilecek bir ihtiyaçla örtüşür, öyle ki Yapılandırılmamış grup “işe yarar” görünür. Yani, grup tesadüfen, belirli bir projeye dönük en uygun olan yapıyı geliştirmiştir.

Bu tür bir grupta çalışmak çok sarhoş edici bir deneyim olsa da nadirdir ve tekrarlanması çok zordur. Böyle bir grupta neredeyse kaçınılmaz olarak bulunan dört koşul vardır:

Görev odaklıdır. İşlevi, konferans düzenlemek veya gazete çıkarmak gibi çok dar ve çok spesifiktir. Grubu temel olarak yapılandıran şey görevdir. Ne yapılması gerektiğini ve ne zaman yapılması gerektiğini görev belirler. İnsanların kendi edimlerini yargılayabilecekleri ve gelecek faaliyetler için planlar yapabilecekleri bir rehber sunar.

Nispeten küçük ve homojendir. Katılımcıların etkileşim için “ortak bir dile” sahip olmalarını sağlamak için homojenlik gereklidir. Çok farklı geçmişlere sahip insanlar, herkesin birbirinin deneyiminden öğrenebileceği bir bilinç yükseltme grubuna zenginlik katabilir, ancak görev odaklı bir grubun üyeleri arasında çok büyük bir çeşitlilik olması, yalnızca birbirlerini sürekli olarak yanlış anlamaları demektir. Bu kadar farklı çeşitli insan, kelimeleri ve eylemleri farklı şekilde yorumlayacaktır. Birbirlerinin davranışları hakkında farklı beklentileri olacaktır ve sonuçları farklı kriterlere göre değerlendireceklerdir. Bunlar ancak herkes herkesi nüansları anlayacak kadar iyi tanıyorsa idare edilebilir. Genellikle, sadece kafa karışıklığına ve hiç kimsenin ortaya çıkacağını asla düşünmediği çatışmaları düzeltmek için sonsuz saatler harcanmasına yol açar.

Yüksek derecede iletişim vardır. Bilgi herkese aktarılmalı, görüşler kontrol edilmeli, iş bölümü yapılmalı ve ilgili kararlara katılım sağlanmalıdır. Bu ancak grup küçükse ve insanlar görevin en önemli aşamalarında pratik olarak birlikte yaşıyorsa mümkündür. Söylemeye bile gerek yok ki, herkesi dahil etmek için gerekli etkileşim sayısı, katılımcıların sayısı ile birlikte geometrik olarak artar. Bu, kaçınılmaz olarak grup katılımcılarını beş kişiyle falan sınırlar veya bazılarını bazı kararların dışında bırakır. Başarılı gruplar 10 veya 15 kişi büyüklüğünde olabilir, ama bu sayı ile başarılı olmaları, görevin belirli bölümlerini gerçekleştiren ve üyeleri (farklı alt grupların ne yaptığının bilgisi kolayca aktarılabilecek şekilde) birbiriyle örtüşen birkaç küçük alt gruptan oluşmaları halinde mümkündür.

Yetilerde düşük düzeyli bir uzmanlık mevcuttur. Herkesin her şeyi yapabilmesi gerekmez, ancak her şeyin birden fazla kişi tarafından yapılabilmesi gerekir. Böylelikle kimse vazgeçilmez olmayacaktır. Bir dereceye kadar insanlar ikame edilebilir parçalar haline gelir.

Bu koşullar, küçük gruplarda tesadüfen ortaya çıkabilse de büyük gruplarda bunlara rastlamak mümkün değildir. Sonuç olarak, çoğu şehirde daha geniş hareket aynen bireysel sohbet grupları gibi yapılandırılmamış olduğundan, belli görevleri üstlenen ayrı gruplardan pek de fazla etkili değildir. Gayriresmi yapı, verimli olarak işleyebilecek kadar insanlarla birlikte veya temas halinde değildir pek. Böylece hareket çok devinim, az sonuç üretir. Ne yazık ki, tüm bu devinimin sebep olduğu şeyler, sonuçları kadar zararsız değildir ve bunların kurbanı hareketin ta kendisidir.

Bazı gruplar, çok sayıda insan içermemeleri ve küçük ölçekte faaliyet göstermeleri halinde, kendilerini yerel eylem projelerine dönüştürürler. Ancak bu biçim, hareket faaliyetini yerel düzeyle sınırlar; bölgesel veya ulusal düzeyde yapılamaz. Ayrıca, iyi işleyebilmek için grupların kendilerini ilk etapta işleri yürüten o gayriresmi arkadaş grubuyla sınırlı tutması gerekir. Bu, birçok kadının katılımını engeller. Kadınların harekete katılabilmesinin tek yolu küçük bir gruba üye olmak olduğu sürece, bir gruba dahil olmayanlar belirgin bir dezavantaja sahiptir. Arkadaş grupları örgütsel faaliyetin ana aracı olduğu sürece, elitizm kurumsallaşır.

Kendilerini adayabilecekleri yerel bir proje bulamayan gruplarda salt bir arada kalmak, birlikte olmalarının nedeni olur. Bir grubun belirli bir görevi olmadığında (ve bilinç yükseltme bir görev olduğunda), içindeki insanlar enerjilerini gruptaki diğerlerini kontrol etmeye yönlendirirler. Bunun nedeni başkalarını manipüle etmek için kötü niyetli bir arzu duymaları değil (bazen öyle olsa da), yeteneklerini kullanabilecekleri daha iyi bir şey olmamasıdır. Boş zamanı olan ve bir araya gelişlerini meşrulaştırmak isteyen insanlar, çabalarını kişisel denetime harcarlar ve zamanlarını gruptaki diğer üyelerin kişiliğini eleştirerek geçirirler. Çatışma ve kişisel güç oyunları hakim olur. Bir grup bir görevle meşgul olduğunda, insanlar başkalarını olduğu gibi kabul etmeyi, onlarla iyi geçinmeyi ve daha büyük bir hedef uğruna hoşlanmadıkları kişisel şeyleri göz ardı etmeyi öğrenirler. Her insanı bizim kafamızda olmaları gereken kalıba uydurma takıntısına sınırlar getirilmiş olur.

Bilinç yükseltme bittiğinde insanlar ortada kalır ve yapı olmadığından nereye gideceklerini bilmezler. Hareketin kadınları ya kendi içlerine kapanır ve kız kardeşlerine dönerler ya da başka eylem alternatifleri ararlar. Mevcut birkaç seçenek vardır. Bazı kadınlar sadece “kendi işlerini yapar.” Bu, hareket için çoğu zaman yararlı olan epeyce bireysel yaratıcılığa yol açabilir ancak çoğu kadın için geçerli bir alternatif değildir ve kesinlikle işbirliğine dayalı bir grup teşebbüsü ruhunu teşvik etmez. Diğer kadınlar, bireysel bir proje geliştirmek istemedikleri ve onları ilgilendiren grup projelerini keşfetmenin, katılmanın veya başlatmanın hiçbir yolunu bulamadıkları için hareketten tamamen uzaklaşırlar.

Birçoğu, kadın hareketinde bulamadıkları türden yapılandırılmış, etkili faaliyetler sunan diğer siyasi örgütlere yüzlerini dönerler. Kadınların kurtuluşunu, kadınların zamanlarını ayırmaları gereken pek çok meseleden sadece biri olarak gören bu siyasi örgütler, bu yüzden hareketi yeni üyeler kazanmak için geniş bir üye toplama alanı olarak görürler. Bu tür organizasyonların harekete “sızmasına” gerek yoktur (ancak bu imkansız da değildir). Kadın kurtuluş hareketinin bir parçası haline gelmelerinin kadınlarda yarattığı anlamlı siyasi faaliyet arzusu, hareketin kendisi yeni fikirleri ve enerjileri için hiçbir çıkış noktası sunmadığında, onları diğer örgütlere katılmaya heveslendirmeye yeterlidir. Kadın kurtuluş hareketi içinde kalırken siyasi örgütlere katılan kadınlar ya da diğer siyasi örgütlerde kalırken kadın kurtuluş hareketine katılan kadınlar, sonuç olarak yeni gayriresmi yapıların zeminini oluşturmuş olurlar. Bu arkadaşlık ağları, daha önce tartışılan özelliklerden ziyade feminizm dışı ortak siyasetlere dayanır ama aşağı yukarı aynı şekilde işler. Bu kadınlar ortak değerlere, fikirlere ve siyasi yönelimlere sahip olduklarından, bu arkadaşlık ağları niyetleri bu olsun olmasın, gayriresmi, plansız, seçilmemiş, sorumsuz elitler haline gelirler.

Bu yeni gayriresmi elitler, farklı hareket grupları içinde daha önce geliştirilen eski gayriresmi elitler tarafından genellikle tehdit olarak algılanır. Bu doğru bir algıdır. Bu tür siyasal yönelimli örgütler, birçok eski grubun aksine sırf “kardeşlik örgütü” olarak kalmaya niyetli değildirler ve siyasal görüşlerinin yanı sıra feminist görüşlerinin de propagandasını yapmak isterler. Bu da son derece doğaldır, ancak kadınların kurtuluşu açısından etkileri hiçbir zaman yeterince tartışılmamıştır. Eski elitler, bu tür görüş farklılıklarını açığa çıkarmaya nadiren isteklidir çünkü bu, grubun gayriresmi yapısının doğasını açığa çıkarmak anlamına gelecektir.

Bu gayriresmi elitlerin çoğu, “elitizm karşıtlığı” ve “yapısızlık” bayrağı altına saklanır. Başka bir gayriresmi yapıdan kendilerine yönelen rekabete etkin şekilde karşı koymak için “halka açık” olmaları gerekir ve bu olasılık, birçok tehlikeli sonuçla doludur. Bu nedenle, kendi iktidarını sürdürmek için, diğer gayriresmi yapının üyelerinin dışlanmasını “sekterlerle ya da reformistlerle, lezbiyen ya da düzcinsel hizbiyle mücadele” gibi kisvelerle rasyonelleştirmek daha kolaydır. Diğer tek alternatif, grubu, orijinal iktidar yapısı kurumsallaşacak şekilde resmi olarak yapılandırmaktır. Bu her zaman mümkün değildir. Gayriresmi elitler iyi yapılandırılmışsa ve geçmişte yeterince muktedirlik etmişse, böyle bir görevin gerçekleştirilmesi mümkündür. Gayriresmi yapının sıkıfıkılığının, resmi bir yapının etkin ikamesi olabileceği kanıtladığından, bu grupların siyaseten bir ölçüde etkili olma geçmişleri vardır. Yapılandırılmış olmak onların işleyişini fazla değiştirmez, ancak iktidar yapısının kurumsallaşması onu resmen sorgulanıp hesap sorulmaya açık hale getirir. Yapıya en çok ihtiyaç duyanlar, onu yaratmada çoğu zaman en az yetenekli olan gruplardır. Gayriresmi yapıları çok iyi şekillenmemiştir ve “yapısızlık” ideolojisine bağlılıkları onları taktik değiştirmeye isteksiz kılar. Bir grup ne kadar Yapılandırılmamışsa, gayriresmi yapılar bakımından o kadar eksiktir ve “yapısızlık” ideolojisine ne kadar bağlı kalırsa siyasi yoldaşı tarafından devrilmeye o kadar açıktır.

Hareketin bütünü, en az kurucu gruplarının çoğu kadar Yapılandırılmamış olduğundan, dolaylı etkilere de benzer şekilde açıktır. Ancak olgu kendini farklı şekilde gösterir. Yerel seviyede çoğu grup özerk şekilde çalışabilir; ancak ulusal seviyede faaliyet düzenleyebilecek tek grup, ulusal olarak örgütlenmiş gruplardır. Dolayısıyla, feminist faaliyetlere ulusal seviyede yön verenler genellikle Yapılandırılmış feminist örgütlerdir ve bu yön, o örgütlerin öncelikleri tarafından belirlenir. NOW, WEAL gibi gruplar ve bazı sol kadın oluşumları, ulusal bir kampanya yürütebilecek olan tek örgütlerdir. Çok sayıda Yapılandırılmamış kadın kurtuluş grubu, ulusal kampanyaları desteklemeyi veya desteklememeyi seçebilir, ancak kendi kampanyalarını gerçekleştirmekten acizdirler. Dolayısıyla üye tabanları, Yapılandırılmış örgütlerin önderliğindeki birlikler haline gelir. Açıktan Yapılandırılmamış grupların, kendi önceliklerini desteklemek için hareketin geniş kaynaklarından yararlanmasının hiçbir yolu yoktur. Bu önceliklerin ne olduğuna karar vermek için bile bir yöntemleri yoktur.

Bir hareket ne kadar yapılandırılmamışsa, geliştirdiği yönelimler ve dahil olduğu siyasi eylemler üzerinde o kadar az kontrole sahip olur. Bu, fikirlerinin yayılmadığı anlamına gelmez. Medya biraz ilgi gösterirse ve toplumsal koşullar uygun olursa, fikirler yine de geniş çapta yayılacaktır. Ancak fikirlerin yayılması, uygulandıkları anlamına gelmez; sadece onlar hakkında konuşulduğu anlamına gelir. Bireysel olarak uygulanabilirlikleri ölçüsünde pratiğe dökülebilirler; uygulanmaları için eşgüdümlü bir siyasi güce ihtiyaç duyulduğu sürece, pratiğe dökülemezler.

Kadın kurtuluş hareketi, arkadaşlar arasındaki küçük, hareketsiz tartışma gruplarını vurgulayan bir örgütlenme biçimine bağlı kalmaya devam ettiği sürece Yapılandırılmamışlığın en kötü sorunları hissedilmeyecektir. Ancak bu örgütlenme tarzının sınırları vardır; arkadaşlık ağlarına bağlı olmayan veya bağlanamayan kadınlara karşı politik olarak etkisiz, dışlayıcı ve ayrımcıdır. Sınıf, ırk, meslek, eğitim, ebeveynlik veya medeni durum, kişilik vb. nedenlerle zaten var olana uyum sağlayamayanların katılma konusunda çaba gösterme hevesleri kaçınılmaz şekilde kırılacaktır. Uyum sağlayabilenler için ise işlerin olduğu gibi sürmesi giderek çıkarlarına olacaktır.

Gayriresmi grupların yerleşik çıkarları, var olan gayriresmi yapılar tarafından korunacaktır ve hareket içinde kimin iktidar olacağını belirlemenin herhangi bir yolu olmayacaktır. Hareket iktidarı kimin kullanacağını kasıtlı olarak seçmemeye devam ederse, o iktidarı ortadan kaldırması da mümkün olmaz. Yaptığı şey, iktidar ve nüfuz kullananların bundan sorumlu olmasını talep etme hakkından vazgeçmektir. Hareket, iktidarı elinde bulunduranlardan sorumluluk talep edemeyeceğini bildiği için iktidarı olabildiğince dağınık tutmaya devam ederse, herhangi bir grubun veya kişinin tamamen hakimiyet kurmasını engeller. Ama aynı zamanda hareketin olabildiğince etkisiz olmasını da sağlar. Tahakküm ve etkisizlik arasında bir orta yol bulunabilir ve bulunmalıdır.

Bu sorunlar şu anda doruğa çıkıyor çünkü hareketin doğası zorunlu olarak değişiyor. Kadın kurtuluş hareketinin temel işlevi olarak bilinç yükseltmenin miadı doluyor. Son iki yıldır hareketin basında yoğun olarak görünür olması ve ortalıkta dolaşan sayısız kitap ve makale sayesinde, kadınların kurtuluşu gündelik, alelade bir ifade haline geldi. Kadın kurtuluşunun meseleleri tartışıldı ve hiçbir hareket grubu ile açıktan hiçbir bağı olmayan insanlar tarafından gayriresmi sohbet grupları oluşturuldu. Hareket artık önüne başka görevler koymalıdır. Şimdi önceliklerini belirlemesi, hedeflerini ifade etmesi ve hedeflerini koordineli bir şekilde hayata geçirmeye çalışması gerekiyor. Bunu yapmak için yerel, bölgesel ve ulusal seviyede örgütlenmelidir.

Demokratik Yapılanmanın İlkeleri

Hareket, “yapısızlık” ideolojisine inatla tutunmayı bıraktığında, sağlıklı işleyişine en uygun örgütlenme biçimlerini geliştirmekte serbest kalacaktır. Bu, diğer uca gitmemiz ve geleneksel örgütlenme biçimlerini körü körüne taklit etmemiz gerektiği anlamına gelmez. Ama tamaını körü körüne reddetmemiz de gerekmiyor. Geleneksel tekniklerden bazıları mükemmel olmasa da yararlı olacaktır; bazıları bize, hareketteki bireylere minimum maliyeti olacak şekilde belli amaçları elde etmek için ne yapmamız ve yapmamamız gerektiği konusunda içgörü sağlayacaktır. Çoğunlukla, farklı yapılandırma türlerini denememiz ve farklı durumlar için kullanmak üzere çeşitli teknikler geliştirmemiz gerekecektir. Kura Sistemi, hareketin içinden çıkmış bu gibi fikirlerden bir tanesidir. Tüm durumlar için geçerli olmasa da, bazılarında kullanışlıdır. Yapılandırma için başka fikirlere de ihtiyaç vardır. Ancak, akıllıca denemeler yapmaya devam etmeden önce, yapının kendisinde doğası gereği kötü hiçbir şey olmadığı fikrini kabul etmeliyiz – sorun yalnızca aşırı kullanımıyla ilgilidir.

Bu deneme yanılma sürecine girerken, demokratik yapılanma için gerekli olan ve aynı zamanda siyasi olarak etkili olan aklımızda tutabileceğimiz bazı ilkeler var:

  • Demokratik prosedürlerle belirli görevler için belirli kişilere belirli yetkilerin devredilmesi. İnsanların işleri veya görevleri kendiliğinden üstlenmesine izin vermek, bu işlerin güvenilir bir şekilde yapılmadıkları anlamına gelir. İnsanlar, tercihen bir konuda ilgi veya isteklerini ifade ettikten sonra bir görevi yapmak üzere seçildiklerinde, öyle kolayca göz ardı edilemeyecek bir taahhütte bulunmuş olurlar.
  • Kendilerine yetki devredilenlerin, onları seçenlere karşı sorumlu olmasını şart koşmak gerekir. Grubun otorite konumundaki insanlar üzerinde kontrolü bu şekilde olur. Bireyler iktidar uygulayabilir, ancak iktidarın nasıl kullanılacağı konusunda nihai söz sahibi olan gruptur.
  • Makul olarak mümkün olduğu kadar çok insan arasında yetki dağılımı yapılmalıdır. Bu, iktidar tekelini önler ve otorite konumunda olanların onu kullanma sürecinde diğer birçok kişiye danışmasını gerektirir. Ayrıca birçok kişiye belirli görevler için sorumluluk alma ve dolayısıyla farklı beceriler öğrenme fırsatı verir.
  • Görevlerin bireyler arasında rotasyonu. Resmi veya gayriresmi olarak bir kişi tarafından çok uzun süre üstlenilen sorumluluklar, o kişinin “mülkü” olarak görülür ve kolayca terk edilemez veya grup tarafından kontrol edilmez. Bunun diğer ucunda ise, görevler fazla sık değiştirilirse, bireyin işini iyi öğrenmesi ve iyi bir iş yapmanın tatmin duygusunu kazanması için yeterli zamanı olmaz.
  • Rasyonel kriterlere göre görev dağılımı. Bir kişiyi grup tarafından beğenildiği için seçmek veya beğenilmediği için zor işler vermek uzun vadede ne gruba ne de kişiye fayda sağlar. Yetenek, ilgi ve sorumluluk, bu tür bir seçimde en önemli kriterler olmalıdır. İnsanlara sahip olmadıkları becerileri öğrenmeleri için bir fırsat verilmelidir, ancak bunun en iyi yolu, “ya batarsın ya yüzersin” yönteminden ziyade bir tür “çıraklık” programıdır. Başa çıkamadığınız bir sorumluluğa sahip olmak moral bozucudur. Tersine, iyi yapabildiği bir işi yapmaktan alıkonmak da kişiyi becerilerini geliştirmeye teşvik etmez. Kadınlar, insanlık tarihinin büyük bir bölümünde yetkin oldukları için cezalandırıldı; hareketin bunu tekrar etmesine gerek yok.
  • Bilginin herkese olabildiğince sık yayılması gerekir Bilgi güçtür. Bilgiye erişim kişinin gücünü artırır. Gayriresmi bir ağ, grubun dışında kendi arasında yeni fikirler ve bilgiler yaydığında, bir fikir oluşturma süreci ile halihazırda iştigal etmiş olur ve bunu grubun katılımı olmadan yapar. İşlerin nasıl yürüdüğünü ve neler olduğunu ne kadar çok bilirseniz, politik olarak o kadar etkili olursunuz.
  • Grubun ihtiyaç duyduğu kaynaklara eşit erişim sağlanmalıdır. Bu her zaman mükemmelen mümkün değildir, ancak buna çaba gösterilmelidir. İhtiyaç duyulan bir kaynak üzerinde tekele sahip bir üye (bir kocanın sahip olduğu bir matbaa veya bir karanlık oda gibi) bu kaynağın kullanımını gereksiz yere etkileyebilir. Beceriler ve bilgiler de kaynaktır. Üyelerin becerileri, ancak üyeler bildiklerini başkalarına öğretmeye istekli olduklarında adil bir şekilde kullanılabilir.

Bu ilkeler, uygulanmaları halinde, farklı hareket grupları tarafından geliştirilen yapıların grup tarafından kontrol edilmesini ve gruba karşı sorumlu olmasını sağlarlar. Otorite konumlarındaki insanlar grubu, dağınık, esnek, açık ve geçici olacaktır. İktidarlarını kurumsallaştırmak için o kadar da kolay bir konumda olmayacaklardır çünkü nihai kararlar büyük ölçüde grup tarafından alınacaktır. Grup, içinde kimin yetki kullanacağını belirleme gücüne sahip olacaktır.


Damage dergisinde yayımlanan yazıyı Serap Güneş çevirdi, Öznur Karakaş çeviriyi redakte etti.

Jo Freeman
Jo Freeman, siyaset bilimci ve avukattır. Güneylilerin Sivil Hakları hareketinde edindiği deneyimler üzerine bir kitap yazmaktadır. Koy Bölgesinde sivil haklar hareketindeki deneyimleri At Berkeley in the Sixties [Altmışlarda Berkeley'de olmak] isimli kitabında anlatılmaktadır. Jofreeman.com'da daha fazlasını okuyabilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Son Yazılar

Ali Akay ile Delilik Gemisi Üzerine Söyleşi

Değerli Prof. Dr. Ali Akay ve onun doktora öğrencisi Çağrı Uluğer ricamızı kırmadı ve ortaya bu yoğun ve zevkli...

Biyoloji Sanatla Buluşunca: Biyo-Sanatlar

Geçtiğimiz yıl Ebru Yetişkin’in küratörlüğünde gerçekleştirilen AkBank Sanat Günümüz Sanatı: Bir Muamma isimli söyleşi serisi çerçevesinde günümüzde biyo-sanat olarak...

Terrabayt Uzman Görüşü: Jale Özata Dirlikyapan ile Nostalji ve Ütopya

  https://anchor.fm/terrabayt/episodes/Terrabayt-Uzman-Gr-Jale-zata-Dirlikyapan-ile-Nostalji-ve-topya-ehedmh   https://open.spotify.com/episode/7sl5y1bE5E15U4xKewkQfR?si=l0a9-FpzSVyo9jch6au6DQ Jale Özata Dirlikyapan ile Moment Dergi'de yayımlanan "Masumiyet Müzesi'nin Sınırları: "Düşüncesiz" Nostalji ve Masumiyetin İmkansızlığı" adlı makalesi üzerine konuştuk. Jale...

Terrabayt Uzman Görüşü: Samanyolu Benzeri En Eski Galaksi Keşfedildi

Terrabayt Uzman Görüşü programımızda sitemizde yayımladığımız bilim ve düşünce dünyasındaki yeniliklere dair haberleri konunun uzmanlarıyla konuşuyoruz. Bu programda, astronom H....

Bir Bilimin Felsefesi Olmalı Mı? Olur Mu?

Tekil Bilimlerin Felsefesi Kavramı, Bir Yanılsama Olabilir Mi? “Bir şeyde gerçekten bulunmayan özellikleri, onda...

Terrabayt Pazar Sohbetleri: Online Kültür Savaşları

Terrabayt Pazar Sohbetleri'nde bu hafta Angela Nagle'ın Kill All Normies adlı kitabı üzerine konuştuk.Sohbette adı geçen metinler...

En Çok Okunanlar

Covid-19: Gerekçesiz Bir Acil Durumun Yarattığı İstisna Hali

Varsayımsal bir koronavirüs salgınına karşı alınan hummalı, irrasyonel ve...

Žižek: Koronavirüsü Karar Vermeye Zorluyor: Ya Küresel Komünizm Ya Orman Kanunları

Koronavirüsü paniği yayıldıkça, artık nihai bir seçim yapmamız gerekiyor:...

Yapay Zeka Covid-19 Teşhisinde Kullanılıyor

Zhongnan Hastanesi'nin radyoloji bölümünde yürütülen bir deneyde, personel bir...

Bunları da beğenebilirsinHep güncel
Popüler