Sayısal ağ teknolojileriyle birlikte dijital içerik platformları giderek daha görünür hâle gelmektedir. Sosyal medya platformları, video içerik platformları, kısa video uygulamaları ve dijital eğlence platformları bu dönüşümün en belirgin örnekleri arasında yer almaktadır. Bu teknolojilerin yaygınlaşmasıyla birlikte, doğaları gereği bakıma muhtaç ve tüketim odaklı eğilimleri olan çocukların merak, ilgi, beklenti ve hayalleri geçmişe kıyasla daha kolay yönlendirilebilmektedir. Dikkat ve arzu kurma kapasiteleri ekonomik değere dönüştürülebilmektedir. Böylece çocuklar yalnızca tüketici değil, aynı zamanda ekonomik değer üretim süreçlerinin pasif üreticileri ve sömürü nesneleri hâline gelmektedir.
Bu durumun temel nedenlerinden biri, sayısal ağ teknolojilerinin arzu ile doyum arasındaki mesafeyi daraltma eğiliminde olmasıdır. Arzu ile doyum arasındaki mesafenin daralması, bekleme kültürünü zayıflatmaktadır. Oysa bekleme kültürü, bireyin aynı nesneye belirli bir süre yönelmesini gerektirir ve bu yönelim dikkat sürekliliğinin gelişmesini sağlar. Bekleme kültürünün zayıflaması ise dikkat sürekliliğinin aşınmasına yol açmaktadır.
Dikkat sürekliliği, bireyin belirli bir uyarana yönelimini korumasını ve buna bağlı olarak arzusunu sürdürebilmesini mümkün kılar. Dikkat sürekliliğinin aşınmasıyla birlikte birey sürekli yeni uyaranlara yönelmekte, arzunun anında doyuma ulaşması nedeniyle ertelenmiş doyum imkânı zayıflamaktadır. Böylece ekonomik değere sahip içerik ve reklamların tüketimi artmaktadır.
Artan içerik ve reklam tüketimi, dikkat ve arzu kurma kapasitesinin zamansal ufkunu daha da daraltmakta; merak, beklenti ve hayal kurma süreçlerini olumsuz etkilemektedir. Bu süreçlerden olumsuz etkilenen çocuklar, geçmiş öğrenmelerini ve geliştirdikleri becerileri şimdiki deneyimleriyle yeterince ilişkilendirememektedir. Geçmiş, şimdi ve gelecek arasında kurulan ilişkinin zayıflaması ise öğrenmelerin derinleşmesini engellemekte, yetenek ve becerilerin gelişimini sınırlandırmaktadır.
Bu döngüselliği keşfeden dijital içerik platformları çocukların tüketim arzularını, dikkatlerini ve arzu kurma kapasitelerini ekonomik değere dönüştürerek onları birer pasif üretici ve sömürü nesnesi hâline getirmektedir.
Bu yazının amacı, dijital içerik platformlarının çocukları nasıl bir sömürü nesnesi hâline getirdiğini görünür kılmaktır. Bu amaç doğrultusunda, bireyin yaşam öyküsünde kurduğu geçmiş-şimdi-gelecek ilişkisi (makro zamansallık) ile bilinç akışında işleyen geçmiş-şimdi-gelecek yapısı (mikro zamansallık) arasındaki bağlantı, fenomenal bilinç akışı şeması aracılığıyla incelenecektir.Bu çalışmada mikro zamansallıkların eklemlenmesinden makro zamansallığın oluştuğu varsayılmaktadır
Bu çalışmada retention, primal impression ve protention kavramlarının Türkçe karşılıkları yerine fenomenoloji literatüründe yaygın olarak kullanılan özgün terimler tercih edilmiştir.
Husserl’de fenomenal bilinç akışı şeması üç kategoriden oluşur: retention (geçmişe yönelim), primal impression (şimdi) ve protention (geleceğe yönelim). Retention, az önce deneyimlenen fakat henüz geçmişe düşmemiş, askıda duran izdir. Primal impression deneyimlenen şimdiyi, protention ise deneyimlenecek olana yönelik beklentiyi ifade eder. Bu üç kategoriye verilen en yaygın örnek melodi notalarıdır. Bilinç, bir önceki anın notasının izini tutarken şimdiki anın notasını işitir. İşitmeye devam ederken bilinç, bir yandan da gelecek notaya yönelik bir beklenti oluşturur. Böylece mikro içsel zaman deneyimi içinde melodinin notaları bilinçte anlamlı bütünlükler meydana getirir. Süreklilik içinde anlamlı hâle gelen bu bütünlük, fenomenal kategorilerin döngüsüyle ve bu döngülerin birbirine eklemlenmesiyle kurulur.
Fenomenal kategorilerin döngüsüyle kurulan içsel zaman deneyimi, mikro zamansallık ve zamansal ufuk barındırmaktadır. İçsel zaman deneyimi içerisinde bulunan zamansal ufuk, bilinç akışının sürekliliğini sağlarken aynı zamanda mikro zamansallıklar arasında bağlantılar kurmaktadır. Bu bağlantıların birbirine eklemlenmesiyle makro zamansallık ortaya çıkmaktadır. Ortaya çıkan makro zamansallık da kendi içerisinde bir zamansal ufuk barındırmaktadır. Makro zamansallığın içerdiği bu zamansal ufuk, geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki ilişkinin sürdürülebilmesini sağlamaktadır. Bu ilişkinin sürdürülebilmesi ise içsel zaman deneyiminin ufuklarının birbirine eklemlenmesi ve makro zamansallığın zamansal ufkunun beslenmesiyle mümkün olmaktadır.
Burada karıştırılmaması gereken nokta, mikro zamansallığın deneyimin zorunlu bir koşulu olmasıdır. Buna karşılık makro zamansallık, mikro zamansallıkların sağlıklı biçimde kurulması ve zamansal ufkun genişleyip derinleşmesiyle ortaya çıkmaktadır.
Fenomenal bilinç akışı şemasındaki retention ve protention arasındaki gerilim, merak, beklenti ve hayal kurma süreçlerini üretir. Oluşan bu gerilim, arzu ile doyum arasındaki mesafenin korunmasını sağlar. Gerilim, geçmiş deneyimlerin izleri ile gelecek deneyimlere ilişkin beklentilerin izleri arasında bağlantı kurulmasını sağlar. Böylece bunların ileriye taşınmasına ve anlamlı bütünlüklerin oluşturulmasına imkân verir. Anlamlı bütünlükler, içsel zaman deneyiminde işleyen mikro zamansallığın geçmiş öğrenmeleri geleceğe yönelik yönelim ve becerilerle ilişkilendirmesi sayesinde makro zamansal bütünlük kurmasıyla mümkün olmaktadır.
Bu anlamlı bütünlüğün kurulabilmesi için ilk olarak arzunun sürdürülebilmesini sağlayan bir bekleme kültürünün oluşması gerekir. Olgun bir bekleme kültürü dikkat sürekliliğini artırır. Azami dikkat sürekliliği ise belirli ve sabit bir uyarana yönelmeyi mümkün kılar. Belirli ve sabit bir uyarana yönelmek daha fazla merak, beklenti ve hayal kurma gerektirdiğinden arzunun doyuma ulaşması da ertelenmiş olur. Ertelenmiş doyum sayesinde içerikler daha anlamlı bir bütünlük kazanır.
Buna karşın, sayısal ağ teknolojileriyle birlikte daha görünür hâle gelen dijital içerik platformları, retention ile protention arasındaki gerilimin oluşturduğu içsel zaman deneyiminin zamansal ufkunu daraltmakta ve arzu ile doyum arasındaki mesafeyi eritmektedir. Daralan içsel deneyimin zamansal ufku ve eriyen bu mesafe sonucunda çocuklar; ani ses patlamaları, yoğun renk ve hareket geçişleriyle dikkat çeken, giriş, gelişme ve sonuç arasında anlamlı ilişkiler kurmayan, merak, beklenti ve hayal oluşumuna izin vermeden sürekli geçişler yapan ekonomik değere sahip içerik ve reklamlara maruz kalmaktadır. Böylece içsel deneyimin zamansal ufku daralmakta ve arzu ile doyum arasındaki mesafe anlık doyuma indirgenmektedir.
Ayrıca arzu ile doyum arasındaki ilişkiyi görünür kılan merak, beklenti ve hayal kurma süreçleri olumsuz etkilenen çocuk; anlık doyum odaklı, merak, beklenti ve hayal kurma güdüleri körelmiş, sebat yeteneğini yitirmiş, bütünlüklü deneyimler oluşturamayan ve dar zamansal eylem döngüleriyle tatmin olan bir sömürü nesnesine dönüşmektedir.
Sayısal ağ teknolojileri içerisinde çocukların sömürü nesnesi hâline gelmemesi için zamansal süreklilik kurma pratiğini teşvik eden, yani sağlıklı bir retention–protention gerilimi oluşturan ve arzu ile doyum arasındaki mesafenin sürdürülebilmesini sağlayan içeriklere ihtiyaç vardır. Başka bir ifadeyle, içsel deneyimin zamansal ufkunu inşa eden; merak, beklenti ve hayal kurma süreçlerini aktif kılan ve geliştiren; uzun vadeli ve derin bilgi üretimine teşvik eden, sayısal ağ teknolojilerinin ruhuna uygun eğitici ve öğretici yerli dijital içeriklerin, animasyonların ve çizgi dizilerin artırılması gerekmektedir.
Sayısal ağ teknolojileri ile birlikte fenomenal döngünün sürekliliğinde gerçekleşen başkalaşımlar sonucunda, hafızadaki geçmiş merak, ilgi, beklenti ve hayallerin izleri ile anın deneyimi arasındaki bağlantı zayıflamaktadır. Benzer şekilde, anın deneyimi ile gelecek merak, ilgi, beklenti ve hayaller arasında bağlantı kurulması da zorlaşmaktadır. Bu eğilimle birlikte uzun emek gerektiren derin öğrenmeler yerini ekonomik değere dönüştürülmüş içerik ve reklamlara bırakmaktadır. Bu bağlamda fenomenal bilinç akışındaki gerilimin zamansal ufkunun daralması ve arzu ile doyum arasındaki mesafenin azalması, arzu kurma araçlarını sömürü araçlarına; çocukları ise sömürü nesnelerine, yani pasif tüketicilere dönüştürmektedir. Sömürü nesnesi ve pasif tüketici hâline gelen çocuk, ertelenmiş doyum yerine anlık doyuma yönelmekte; dikkat sürekliliği ve bekleme kapasitesi zayıflamaktadır. Buna bağlı olarak makro zamansal ufuk daralmakta, öğrenmelerini ve becerilerini geliştirmeye yönelik uzun vadeli yönelimler yerini tüketim odaklı, birbirinden kopuk içerik döngülerine bırakmaktadır. Böylece çocuk, kendi gelişimini besleyen süreçlerin değil kendisinin dışarıda kaldığı ekonomik değer üretim süreçlerinin bir parçası hâline gelmektedir.
KAYNAKÇA
Husserl, Edmund. İçsel Zaman Bilincinin Fenomenolojisi Üzerine. Almancadan Türkçeye çeviren Mesut Keskin. İstanbul: Avesta Yayınları.
Marx, Karl. Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı. Çev. Sevim Belli. Ankara: Sol Yayınları.
Stiegler, Bernard. Politik Ekonominin Yeni Bir Eleştirisi İçin. Çev. Elyasa Koytak. İstanbul: Monokl Yayınları.







