Oyun Esnasında Yetişkin Ve Bebek Beyinleri Senkronize Oluyor

Princeton Üniversitesi Bebek Laboratuvarı araştırmacılarından oluşan bir ekip, doğal bir oyun ortamında bebek ve yetişkinin beyinlerinin nasıl senkronize olduğunu gösteren ilk araştırmayı gerçekleştirdi. Psychological Science dergisinin Aralık 2019 sayısında yayımlanan araştırmada, oyun esnasında senkronize olan beyinlerin sinirsel aktivitelerinde ölçülebilir benzerlikler görüldü. Bebeklerin ve yetişkinlerin oyuncakları paylaşırken, birlikte oynarken ve göz teması kurarken beyin etkinliklerinin senkronize olduğu bu şekilde ilk defa gözlemlenmiş oldu.

Princeton Sinirbilimleri Enstitüsü’nde çalışan araştırma görevlisi Elise Piazza, “Daha önceki araştırmalarda, yetişkinlerin beyinlerinin birlikte film izlerken ve aynı öyküleri dinlerken senkronize olduğu bulunmuştu ama yaşamın ilk yıllarında bu ‘sinirsel senkronizasyonun’ nasıl geliştiğine dair çok az şey biliyorduk,” diyor.

Yakın kızıl ötesi spektroskopi (fNIRS) kullanan araştırmacılar, oyun halinde 9 ila 15 aylık on sekiz bebeğin beyniyle yetişkinlerin beyinlerini eş zamanlı olarak ölçtü. Sinirsel eşleşmenin oyun halinde ikili arasında daha yoğun olduğu görüldü. Araştırmada bilhassa göz teması, aynı nesnelerle ilgilenme, bebeğin duyguları ve yetişkinin konuşma prozodisi ve sinirsel aktivasyon arasında da dinamik bir ilişki tespit edildi.

Verileri inceleyen araştırmacılar, yüz-yüze oyun seanslarında, bebeklerin beyinlerinin dünyaya dair üst-düzey bir anlayış geliştirilmesine mahal veren pek çok bölgesinin yetişkin beyninin aynı bölgeleriyle senkronize olduğunu gözlemledi. Bu etkileşimin ise bebeklerin bir öykünün anlamını çözmelerine veya öyküyü okuyan yetişkinin gerekçelerini analiz etmelerini yardımcı olduğu düşünülüyor.

Deneyde, yetişkin ve bebek birbirinden ayrıldığında ve başka insanlarla etkileşim kurmaya başladığında bu eşleşme ve senkronizasyon hali son buldu.

Şaşırtıcı olan bulgulardan biri ise öğrenme, planlama ve idari işlevlerden sorumlu olan, öncesinde bebeklikte pek gelişmediği düşünülen prefrontal kortekste görüldü. “Bizi şaşırtan başka bir bulgu da bebeğin beyninin genelde yetişkin beynini bir iki saniye farkla ‘yönlendirdiğini’ görmekti. Bu da bebeklerin öyle edilgen bir biçimde girdileri alımlamadıklarını, belki de odaklanmak istedikleri bir sonraki şeye doğru -alınacak oyuncak, edilecek sözler- yetişkinleri yönlendirdiklerini gösteriyor,” diyor Princeton Bebek Laboratuvarının yöneticilerinden biri olan Lew-Williams. “İletişim esnasında, yetişkin ve çocuk sanki bir geri-besleme döngüsü oluşturuyor,” diye ekliyor Piazza. “Öyle ki, yetişkinin beyni, bebeğin ne zaman gülümseyeceğini öngörüyor sanki; yine bebeklerin beyinleri de yetişkinlerin ne zaman ‘bebek konuşması’ yapacağını öngörüyor. Böylece her iki beyin de göz temasını, oyuncaklara birlikte dikkat kesilme sürecini takip ediyor.”

Bu iki-beyin yaklaşımının, bakım verenlerle eşleşmenin tipik olmayan bir gelişim gösterdiği çocuklarda -mesela otizm teşhisi konmuş çocuklarda- ne şekilde farklılık gösterdiğini anlamamıza ve eğitim yaklaşımlarının iyileştirilmesine yardımcı olacağı düşünülüyor. Araştırmacılar, bu sinirsel eşleşmenin, okul öncesi evrede çocuklarda erken dönem dil öğrenme süreciyle ilişkisini araştırmaya devam ediyorlar.

 

Öznur Karakaş
Boğaziçi Üniversitesi Mütercim Tercümanlık bölümünde lisans eğitimini tamamladı. Galatasaray Üniversitesi, ardından da Toulouse Jean-Jaures ve Prag Karlova Üniversite'lerinde felsefe yüksek lisans eğitimi aldıktan sonra Universitat Oberta de Catalunya'da Bilgi ve Enformasyon Toplumu doktora programına bağlı Disiplinlerarası İnternet Araştırmaları grubunda doktorasını tamamladı. Bilim ve teknoloji çalışmaları alanında doktora sonrası araştırmalarını sürdüren Karakaş; Deleuze çalışmaları, yeni materyalizm, posthümanizm, toplumsal cinsiyet, felsefe alanlarında çeşitli mecralarda çalışmalarını paylaşmaya devam ediyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Son Yazılar

Totaliter Dostluk: Carl Schmitt Çağdaş Çin’de

Son birkaç yıldır Alman hukukçu Carl Schmitt'in çalışmaları Çin'de tam anlamıyla bir bomba etkisi yarattı. Floria Sapio,...

Geleceğe Dönüş

Hastalıkların ve siyasi çalkantıların damgasını vurduğu bu belirsiz zamanlarda, geleceğin ve geçmişin geri dönülmez bir şekilde kaybolup...

Filozof Paul Feyerabend Gerçekten Bilimin “En Büyük Düşmanı” mıydı?

Astroloji ve yaratılışçılığı savunan Feyerabend, bilim karşıtı olduğunu reddetti. İşler tuhaflaştıkça Paul Feyerabend'in önemi...

Jean-Paul Sartre’ın Maceraları

Jean-Paul Sartre (1905-1980) varoluşçu düşüncenin belki de en ünlü temsilcisidir. Onun felsefesi, insanların ileri düzeyde bir gerekçe...

Kant’ın Siyaset Felsefesi

Matt Qvortrup, Aydınlanma'nın önde gelen filozofunun nasıl biraz huzur aradığını anlatıyor. Gothaische gelehrte Zeitungen...

Otfried Höffe: “Yapmam gerekeni yaparsam umut edebilirim”

18. yüzyılın sonunda Immanuel Kant "Neyi ummaya izinliyim?" sorusunu sordu. Bundan 298 yıl önce bugün doğan büyük...

En Çok Okunanlar

Covid-19: Gerekçesiz Bir Acil Durumun Yarattığı İstisna Hali

Varsayımsal bir koronavirüs salgınına karşı alınan hummalı, irrasyonel ve...

Žižek: Koronavirüsü Karar Vermeye Zorluyor: Ya Küresel Komünizm Ya Orman Kanunları

Koronavirüsü paniği yayıldıkça, artık nihai bir seçim yapmamız gerekiyor:...

Yapay Zeka Covid-19 Teşhisinde Kullanılıyor

Zhongnan Hastanesi'nin radyoloji bölümünde yürütülen bir deneyde, personel bir...

Bunları da beğenebilirsinHep güncel
Popüler