Site icon Terrabayt

Incel Estetiği Sadece Mem’lerden İbaret Değil

Incel (gönülsüz sap) kültürü denildiğinde akla genellikle internet memleri, öfke dolu forum yazıları ve çevrimiçi nefret söylemleri gelir. Incel’lerin dünya görüşü ise toplumun cinsiyet ve çekicilik üzerinden hiyerarşik olarak örgütlendiğini, bu hiyerarşinin aşılmaz olduğunu (‘siyah hap’) ve bu yapının (sadece yakışıklı ‘chad’lere cinsel ilgi duyan) kadınları kayırıp yakışıklı olmayan erkekleri (incel’leri) dışladığını öne sürer. Incel kültüründe, kendilerini böyle tanımlayan erkeklerin başına gelen talihsizliklerin tek suçlusunun kadınlar olarak resmedildiği görülür. Aşırılıkçılık (extremism) araştırmalarında yaşanan “görsele dönüş” akımı bu tür grupların ideolojilerini anlamak için metinlerin ötesine bakmamız gerektiğini gösteriyor. Bu alanda kapsamlı görsel analizlerin eksik olduğunu belirten Dublin City Üniversitesi’nden Debbie Ging ve ekibinin yürüttüğü, 30.000’den fazla görseli analiz eden kapsamlı bir akademik çalışma bu kritik boşluğu dolduruyor. Alanının öncülerinden New Media & Society dergisinde bu yıl Temmuz ayında yayınlanan çalışma; yaygın kanıların çok ötesinde, şaşırtıcı ve rahatsız edici derecede karmaşık bir görsel dünyayı gözler önüne seriyor.

Araştırmanın temel bulguları ülkemizde de yaygınlık kazanan incel kültürüne ilişkin görsel kültür araştırmalarına ışık tutacak nitelikte:

Incel-osfer Sadece Bir “Mem” Dünyası Değil

Belki de en şaşırtıcı bulgu, incel görsel kültürünün neredeyse tamamen memlerden oluştuğuna dair yaygın yanılgının tamamen yanlış olmasıdır. Araştırma, bu kanıyı net sayısal verilerle çürütüyor. Memler, incelenen 30.000’den fazla görselin yalnızca %12,49‘unu oluşturuyor. En yaygın görsel türleri ise ekran görüntüleri (%30.64), gerçek fotoğraflar (%26.69) ve diğer illüstrasyonlar ve grafik tasarımlar (%22.67).
Bu bulgu, kritik bir metodolojik kör noktayı ortaya koyuyor: Yalnızca memlere odaklanan mevcut analizler, incel görsel anlatısının neredeyse %90’ını oluşturan ve ideolojiyi pekiştiren “kanıt” niteliğindeki ekran görüntüleri, propaganda amaçlı fotoğraflar gibi daha sinsi içerikleri tamamen gözden kaçırıyor.

Cinsel Arzudan Öte, “İtici Cinselleştirilmiş Bir Bakış”

Araştırma, incel kadın düşmanlığının merkezinde yer alan özellikle tekinsiz bir mekanizmayı “iğrenç/itici cinselleştirilmiş bakış” (abhorrent/repulsive sexualized gaze) olarak adlandırıyor. Sinema teorisinden bilinen geleneksel “eril bakışın” (male gaze) aksine bu bakış yalnızca cinsel arzuya dayanmıyor; aksine iğrenme ve arzunun rahatsız edici bir birleşiminden oluşuyor.
Bu bakış, kadınları aşağılayan ve insanlıktan çıkaran görsel mecazlarla kendini gösteriyor. Örneğin, bakire olmayan kadınlar, cinsel organları fiziksel olarak “hasar görmüş” ve değersizleşmiş ‘kullanılmış mallar’ olarak tasvir ediliyor. Kadın bedeni, genellikle pornografiyi taklit eden bir tarzda kimliksizleştirilmiş vücut parçalarına indirgeniyor. Bu görsellik ise kadın doğası hakkındaki özcü ve aşağılayıcı fikirleri, rasyonel argümanlardan çok daha etkili bir şekilde meşrulaştırıyor. İzleyiciye hem röntgenci hem de yargılayıcı bir güç vererek öfke ve şiddet içeren fantezileri normalleştiriyor. Makalenin de belirttiği gibi: “Bu iğrenç/itici cinselleştirilmiş bakış ile öfke, içerleme ve şiddet içeren cinsel fanteziler, insanlıktan çıkarılmış ve aşağılanmış, karikatürleştirilmiş kadın figürlerin bedenlerine yönlendiriliyor.”

Aşırılıkçı Gruplar İçin Atipik Bir Özellik: Negatif Bir İç Grup Kimliği

Aşırılıkçı gruplar genellikle kendi iç gruplarını (ingroup) olumlu, üstün ve kahramanca tanımlarken, inceller bunun tam tersini yaparak kendilerini negatif bir kimlik üzerinden tanımlıyorlar.
Görsel propagandaları, dışarıdaki bir düşmandan çok kendi algıladıkları fiziksel kusurlara odaklanıyor. Görsellerdeki en baskın ikinci tema, tüm içeriğin %25,25‘ini oluşturan “lookism” (dış görünüşçülük). Bu temadaki en güçlü örneklerden biri, arzu edilen bir “Chad” (alfa erkek) ile bir incel arasındaki farkın sadece çene yapısındaki birkaç milimetrelik kemik farkından kaynaklandığını iddia eden ‘birkaç milimetrelik kemik’ memidir. Bu görsellerle sadece kendilerini aşağılamakla kalmaz aynı zamanda toplumun ‘dış görünüş önemli değil’ iddiasının ikiyüzlülüğünü ifşa etmeyi amaçlıyorlar. Bu durum, grubun temelindeki derin kaderciliği ve umutsuzluğu pekiştirir. Onlar için incel olmak, politik bir ideoloji değil değiştirilemez ‘genetik bir durum veya varoluş halidir’. Kendilerine yönelik bu çirkinlik algısına karşı besledikleri saplantı doğrudan sonuncu bulguda ele alınan kolektif acı ve ıstırabın da kaynağını oluşturur.

Her Platformun Kendi Mizojini Türü Var

Çalışma, teknolojinin tarafsız bir araç olmadığını, aksine “toksik tekno-kültürler” yaratarak nefreti şekillendirdiğini kanıtlıyor. Farklı dijital platformların teknik ‘olanakları’ (affordances); paylaşılan içeriğin türünü, yoğunluğunu ve hatta kadın düşmanlığının çeşidini doğrudan etkileyerek ‘rekabetçi kadın düşmanlığı kültürleri’ oluşturuyor.
Örneğin Telegram, sunduğu güvenli anonimlik olanağı sayesinde en çok (%65,95’e varan) kadın düşmanı içerik barındıran mecradır. Farklı Telegram kanalları, kadın düşmanlığının farklı türlerinde uzmanlaşır: IncelsCo kanalı kadın seks işçileriyle alay ederken BlackPillsBasedGlobal kadınları şeytani manipülatörler olarak tasvir eder. “Dogpill” gibi aşırılıkçı alt kültürler de yine burada gelişir.
4chan/9chan platformunun yapısı (anonimlik, konuların yan yana durması) en heterojen ve kural tanımaz içeriği teşvik eder. Irkçı panoların incel panolarıyla komşu olması ideolojik geçişkenliği ve radikalleşmeyi artırır.
Instagram, daha ana akım bir platform olduğu için en düşük ırkçılık oranlarına sahiptir. Buna karşılık, estetik odaklı yapısı nedeniyle en yüksek “lookism” temalı görseller burada bulunur (%66,31’e varan oranlarla).
Bu bulgu, çevrimiçi nefreti anlamak için sadece içeriğe değil içeriğin paylaşıldığı teknolojik bağlama da bakmamız gerektiğini gösteriyor. Platformların mimarisi; nefretin nasıl ifade edildiğini, hangi biçimlere büründüğünü ve ne kadar aşırılaşabileceğini belirler.

Ortak Istırap Üzerinden Kurulan Bağ

Incel görsel kültürü, sadece dışa dönük bir nefret dili değildir. Aynı zamanda, üyelerin kolektif acı, umutsuzluk ve zihinsel sağlık sorunlarını ifade etmek için kullandığı güçlü bir iç iletişim aracıdır. Üçüncü bulgudaki o negatif kimlik ve kendinden nefret, burada ortak bir ıstırap diline dönüşür.
Zihinsel sağlık ve otizm temalı görseller, tüm veri setinin %8,81‘ini oluşturur. Bu acıyı ifade etmek için “cope” (başa çıkma) ve “copium” (umutsuz bir durumu kabullenmek için kullanılan hayali bir uyuşturucu) memleri ile Pepe the Frog gibi sembolik karakterler sıkça kullanılır. En rahatsız edici estetiklerden biri, gerçekliği kasıtlı olarak bozan, kabus gibi görünen “schizowave” tarzıdır. Bu tarzın sadece bir sanat akımı olmadığı iddia edilir; araştırma bu estetiğin “Merkezi Sinir Sistemini uyarmayı ve psikoz veya şiddet eylemlerini tetiklemeyi” amaçladığını öne sürer.
Bu paylaşılan acı dili, bir tutkal işlevi görerek grup içi aidiyeti güçlendirir. Ortak bir mağduriyet, öfke ve çaresizlik duygusu yaratarak topluluğu bir arada tutar. Bu estetik zaman zaman salt acının pasif bir ifadesi değil potansiyel olarak onu silahlaştıran aktif bir araç haline gelebilir.
Bu bulgular, incel görsel dünyasının basit memlerin çok ötesinde olduğunu kanıtlıyor. Karşımızda estetik olarak çeşitli, ideolojik olarak karmaşık ve duygusal olarak son derece güçlü bir ekosistem var. Bu ekosistem, hem üyelerini bir arada tutan bir bağ hem de tehlikeli ideolojileri normalleştiren bir silah işlevi görüyor. Peki, eğer bir resim bin kelimeye bedelse, nefret ve umutsuzluk üzerine kurulu ortak bir gerçeklik inşa etmek için binlerce görsel silah haline getirildiğinde ne olur? Ve gözümüzün önünde saklanan bu uyarı işaretlerini görmeyi nasıl öğrenebiliriz?

Ana Görsel: Julia Wytrazek’in illüstürasyonu 
Exit mobile version